BİR MESLEK AŞIĞI: PROF. DR. SÜLEYMAN BAYKAL

09.Nisan.2018

Devasa bir kurumun en başında olan bir kişinin, kurumunun büyüklüğünü, çalışmalarını, hedeflerini ve Türkiye ve dünya ölçeğindeki yeri ve önemini uzun uzun anlattıktan sonra, son sözünüz nedir sorusuna; “En büyük hedefim, mesleğime bir an önce dönmektir” cevabını vermesi; son yıllarda alışık olmadığımız ve alkışlanacak değerde gördüğümüz bir fazilet örneğidir.

KTÜ Rektörü Sayın Prof. Dr. Süleyman Baykal’dan bahsediyorum. 3000’e yakın akademik kadrosu, 61 bin öğrencisi, 17 fakültesi, 7 enstitüsü, 4 yüksekokul, 13 meslek yüksek okulu, 1 konservatuarı, 28 uygulama ve araştırma merkezi, 11 toplumsal hizmetler merkezi, 9 araştırma merkezi ve onlarca alt birim kurum ve çalışanları ile Türkiye’nin en büyük üniversitelerinin birinin başında olan hocamıza doğrusu bu alçakgönüllülüğü ve mütevazılığı bizler de çok yakıştırdık.

1955 yılında, Trabzon Milletvekili Mustafa Reşit Tarakçıoğlu’nun  TBMM’ye sunduğu teklif ile başlayan KTÜ’nün kuruluş serüveni; ilk eğitime 1963 yılında bu günkü Esentepe Mahallesi'ndeki Atatürk İlköğretim Okulu'nda başlaması ile devam etmiş ve 1966 yılında esas ana kampüsüne taşınarak temellerini sağlamlaştırmıştı. Kuruluşundan sonra yapılan çalışmalar ile Türkiye’nin 4. büyük üniversitesi olmaya hak kazanan KTÜ; bugün; binlerce mezunu, bölgedeki birçok üniversiteye kuruluş öncülüğü yapması ve başarıları ile toplumsal hafızada önemli bir yer edinmiş durumdadır. Üniversitenin öncelikli hedeflerini ve çalışmalarını değerlendiren Prof. Dr. Süleyman Baykal; "Üniversitenin dışarıdan görülmesi herkesin kendi ilgi alanına bakıp görmesinden elbette ki, çok daha büyüktür" dedi. Öğrenci hizmeti, hasta hizmeti, eğitim hizmeti olarak sıraladığı ana çalışma alanlarında yoğun bir mesai harcadıklarını belirten Baykal; üniversitenin imkânları ile şehrin altyapı ve sanayi imkânlarının uyumlu olmamasının üniversitenin alacağı yatırımları ve yapacağı çalışmaları pozitif yönde etkileyemediğini belirtti. Son üç yılda proje bazında alınan desteklerde ilk 10’da, TÜBİTAK projelerinde ise ilk 6’da olmanın üniversite ve şehir için önemli olduğunu belirten Baykal; "50 yıllık kurumsal geleneğimizin ve hafızamızın olması, her gelen rektörün, gidenin birikimlerini sıfırlamayarak onun üzerine ilaveler yaparak yürümesi, bu günkü başarımızın altın anahtarıdır" dedi.

KTÜ'nün oldukça eskiye dayanan bir tarihinin olmasının, artık üniversiteyi yaşlandırdığını söyleyen Prof. Dr. Süleyman Baykal, yeni bir üniversitenin kurulması halinde bundan olumlu etkileneceklerini ve üzerlerindeki ağır yükün bir bölümünün kurulacak olan yeni üniversite ile paylaşılması durumunda, hem şehrin bundan yararlanacağını hem de eski bir üniversite olmanın yorgunluğunu üzerlerinden atacaklarını belirtti.

Türkiye’nin en problemsiz üniversitelerinden biri olduklarını belirten Baykal, bunda; şehrin yapısının, halkın duyarlılığının, bu günün öğrenci görüntüsü ile yönetim başarısının etkili olduğunu söyledi.

Üniversitede Feto kadroları ile ilgili titiz bir çalışma yaptıklarını ve bunun sonucunda 50 kişinin meslekten ihraç kararının alındığını, 40 kişinin de durumunun değerlendirildiğini aktaran Baykal, bütün bu çalışmaları, üniversite yönetiminin kurduğu “bağımsız kurulların” gerçekleştirdiğine dikkat çekti. Alternatif kadrolara sahip olan üniversitenin bu sayıdaki akademisyen kaybından etkilenmediğinin altını çizen Sayın Rektör, üniversitenin eğitim ve bilim yuvası olduğunu, kimsenin bu hedeflerin dışında çalışma yapmasına müsaade etmediklerini ve de etmeyeceklerini açıkladı. Kamuoyundan; üniversite hastanesinin personel ve hasta yakınları için yaptıracakları katlı otopark için bir yıl daha müsaade isteyen Prof. Dr. Süleyman Baykal; bu proje ile de tıp fakültemizin en büyük fiziki problemini çözerek, aynı zamanda üniversite etrafındaki “görüntü kirliliğini” de ortadan kaldıracaklarını söyledi.

Tıp fakültesinin, “Beyin ve Sinir Cerrahisi” alanının bölgemizdeki en yetkin bilim adamlarından biri olan Prof. Dr. Baykal; “Ameliyathaneye girince huzur duyuyorum, tek hayalim bir an önce mesleğime geri dönmektir” diyerek söyleşimizi noktalarken; bizler de bölge insanları olarak, bu kadar önemli bir görevdeyken bile mesleğini bu kadar seven hocamızın hastalarının arasına bir an önce dönmesini bekliyor ve başarılarının devamını diliyoruz.