Bilmediğini bilmeyenden kaçınız!

12.Ekim.2018

''Her meseleye cevap veren, her gördüğünden bahseden ve her bildiğini anlatan bir kimse gördüğünde, bu haliyle onun cahil olduğunu anla.'' İbn Ataullah İskenderî

Son zamanların en tehlikeli insan modeli işte bu; bilgi sahibi olmadan kendini “her şeyi bilen” ilan eden; “ilkesizlik, bilgisizlik, ufuksuzluk, amaçsızlık, duyarsızlık” sarmalında ve cehaletin pençesinde kalan insan.

Hâlbuki insanın bilmediğini bilmesi “bilmemek değil, öğrenmemek ayıp” diyebilmesi kıymetli bir erdemdir.

Bu erdemden yoksun birinin, “bilmese de biliyormuş gibi davranması” sadece cahillik değil elbet, bu aynı zamanda sahtekârlık ve düzenbazlık oluyor. Bu halleriyle insanları aldattıklarını zannedenler, itibarlarını ve ahlaklarını kaybettiklerinin farkında bile olamıyor.

Bu bedavacı cahilleri genellikle, herhangi bir topluma ait olma ve bir grubun etiketini taşıma hevesi içindeyken görüyoruz. Onlar, içinde bulundukları (biat ettikleri) toplumun düşüncesiyle hareket ederken, bilgi kaynaklarını sorgulamak ve hakikatin takipçisi olmak gibi bir kaygı taşımıyor.

Siyasetten iş hayatına kadar bu böyle.

İşi en başından ele almak, eğitim kurumlarından itibaren başlayan ve bugün, siyasetin kuralı haline gelen bu yanlışı düzeltmek zorundayız.

“Bir adam gelir ve İmam Azam’a bir soru sorar. İmam “bilmiyorum” der. Adam kızarak “nasıl bilmezsin ya imam, bu konuda devlet hazinesinden maaş almaktasın ”der. İmam bunun üzerine “ben bildiklerim konuda maaş almaktayım. Bilmediklerim için maaş istesem hazinede para kalmazdı ”der. Yani ne kadar öğrensek de gene bazı şeylerin cahiliyiz.

Her şeyi bildiğini zannetmek öğrenmenin en büyük düşmanıdır.

Çocuklarımıza “öğrendikçe ne kadar az şey bilindiğini” anlatacak bir eğitim sistemi oluşturmalıyız.

Yine çocuklarımıza, doğru kaynaklara ulaşabilecekleri ve kendi düşüncelerini özgürce ifade edebilecekleri ortamlar sağlamalıyız.

Dünün çocukları olan biz büyükler bugün, ne “yanlışa yanlış” diyebiliyor ne de,  sorunlarımız için doğru fikirler üretebiliyoruz. Biat etmek gibi bir kültürün parçası olmaktan öteye gidemiyoruz.

“Cahil insan her sözünde kendini aklar.  Âlim insan her sözünde kendini yoklar.”

Bilgi ve vicdan insanı hesaba çeker, aynı zamanda en güzel rehberdir. Biz böyle değerli bir rehber için “oku” emrinin idrakinde dahi değiliz.

Var oluş nedenimizin de, nasıl yaşamamız gerektiğinin de bilincinde olmadığımız gibi, kendi gerçeğimizle ilgili bir bilgi farkındalığına bile sahip değiliz.

Dolayısıyla her şeyi bildiğini zanneden “cahiller” olarak, yanlışlar karşısında bilinçli muhalif duruşlar oluşturamıyor, sorunlarımıza çözümler üretemiyor, tehlikeli bir sona doğru giderken de sadece seyirci koltuğunda kalıyoruz.

(Bu yazı aynı zamanda hepimiz için bir öz eleştiridir.)

Bildiğini bilenin arkasından gidiniz, bildiğini bilmeyeni uyarınız, bilmediğini bilene öğretiniz, bilmediğini bilmeyenden kaçınız.” / Konfüçyus/