Bilim, Din Ve Türkçülük

06.Ağustos.2018

Türkçülüğün en güçlü savunucusu bilimdir diyor Prof. Dr. İskender Öksüz. Çünkü Türkçülük, Gökalp ve Akçura ile bilimi önceleyerek başladı. Öksüz hocanın yeni kitabından söz ediyorum: “Bilim, Din ve Türkçülük”, bir araştırma inceleme eseri (Panama Yayıncılık).

Kitap;

Bilim ve Din

Bilim Çevresi, Bilim Eğitimi

Bilim ve Teknoloji

Demokrasi

Bilim ve Türkçülük olmak üzere beş bölümden oluşuyor.

Kitabın giriş bölümünde önce bilimin tarifi yapılıyor ve devamında “Sosyalist bilimi, Kapitalist bilimi, İslam veya Hıristiyan bilimi olmaz. Fakat bilim bunların her birinin tarihini, kültürünü, sosyolojisini inceleyebilir” demektedir. Bilim yapanın sosyalist, kapitalist, Müslüman veya Hıristiyan olabileceğini belirtmekte ve bunların arasındaki en büyük farkın inceleme konusu olarak çözülecek problemin seçimi olduğunu ifade etmektedir.

Kitapta “bilim ve Din” bölümünün ayrı bir değeri var. Bugüne kadar yazılanlardan farklı bir pencereden bakılarak konu incelenmiş. Hristiyaniyat diyebileceğimiz bir Batı kopyacılığı başladığını, mesela evrim orada nasıl tenkit ediliyorsa bizde de aynı metotla, aynı iddia ve ifadelerle tenkit edildiğini, dolayısıyla konunun anlaşılmaz hale getirildiğini belirtmektedir. Hatta, kitapta Erzurumlu İbrahim Hakkı’nın Marifetname’sinin (1757) ilgili bölümlerinin 1970 yılında kitaptan çıkartıldığını, insanımızın konuyu anlamasının önlenmesini irdeliyor. Bu durumda ülkemizde bilimin bilerek köreltildiği ortaya çıkmaktadır. Öksüz hoca bu eserinde bir bakıma bilim ve din konusuna ideolojik gözlükle bakılamayacağını ortaya koyuyor. Ve ekliyor:

“Kendisi bilim üretememiş insanın üreteceği bilim, güzel sesli Ermeni komşusunun ezan okuması gibidir. Köyde müezzin vefat edince ezan okuyabilecek ses ve musiki yeteneğine sahip Ermeni’ye köylüler rica etmişler. O önce, nasıl olur dese de sonunda kıramayıp kabul etmiş ama ezanın her cümlesinin sonuna “derler” ekleyerek okumuş: “Allahu ekber… derler. Eşhedü en la ilahe illallah… derler…”.

Bir an için etraflıca düşünelim, gözbebeğimiz ülkemizdeki eğitim ve öğretimin durumunu gösteren bundan daha iyi örnek olabilir mi? Eğitimi bilmeyen ve milleti tanımayanların bol ve boş vaatleri…

Ben daha iyisini yaparım, akla ve bilime ihtiyacım yok şartlanması, siyasi propaganda adına imam hatip okullarının düşürüldüğü perişan durumdan sorumlu birileri olmalı! Fakat yok! Gerçekten yoksa ortada bir millet de yok demektir. Okullara öğrenci yerleştirmesini bile beceremeyen bir idare orta yerde dururken idare edilenler kafalarını kuma gömmekle sadece kendi suçlarını itiraf etmiş olurlar.

Bilimin temel amacı insanın ve toplumun hayat standartlarını ve değerlerini yüceltmek olmalıdır. Eğer bir Türk Medeniyetine sahip olmak istiyorsak yolumuz bellidir. Hep anlatırız, hem de uyduruk menkıbeler ekleriz, çivi kullanılmayan geçmeli ve oymalı yedi-sekiz yüz yıllık sapasağlam kalmış tahtadan yapılmış camilerimiz…falan diye. Fakat onların nasıl olup da bu kadar uzun yaşadıklarını pek irdelemeyiz. Kullanmadan önce o ağaçlara uzun süre hangi çeşitli kimyasal maddelerle işlem yapılmış olduğunu sorup öğrenmeyiz!

Bilim öğrenilmeli, amacı iyi anlaşılmalı, değil mi?

Aksi takdirde Bekanızın (yani milli geleceğinizin, istikbalinizin) tehlikeye düşmesinin ortasında durumu fark edersiniz ki, yapabileceğiniz…!?

Bu eser önemlidir. Konuya devam edeceğiz.