Barış istiyoruz

09.Kasım.2017

Gündemimiz çok yoğun. Ülkenin esas sorunlarını tartışmak için vaktimiz bile yok. Halbuki sorunlar tartışılmadan ve temele oturtulmadan çözüme gidilmesi olanaklı değildir. Ülke bir yerlere sürükleniyor. Dün PKK’yı besleyen kaynaklar hangi amaçla beslemişlerse, bugün de IŞİD ve benzeri terör kuruluşlarını o amaçla beslemektedirler.

Adım adım iç savaşa yaklaşıyoruz. Bugünkü ölü sayısı bildiğim kadarıyla 10 kişi. Dün buna yakın, yarını şimdiden kestirmek mümkün değil. Onun sayısını kucağımızda beslediğimiz ve silahla donattığımız kişiler bilir. Kısaca onların insafına kalmış bir sayı. Biz barış istiyoruz. Biz bu ülkede huzur istiyoruz.

Zaman zaman sivil toplum örgütleri bir araya geldiler ve bizim duygularımızı toplumla paylaştılar. “Biz barışı inşa edeceğiz” sloganı ile dev barış mitingi düzenleyen o insan sever kuruluş ve onlara inananlar, bugünkü iktidarda direnen partinin barış politikalarını yerden yere vuruyorlar.

Demokratik haklarını kullanıyorlar. Ülkemizde genel seçimin üzerinden epey zaman geçti. Ben bir seçimin üzerinden bu kadar zaman geçip de bir sonuca ulaşılmayan bir seçim sonucu yaşamadım. Halk iradesine inanan, demokrasinin özünü özümsemiş her sorumlu sonuca saygılı olmalı ve bir an önce hükümet huzuru sağlamalıdır. Ama bizde toplum cezalandırılmak istenmektedir ya da öyle görünmektedir.

Ülke kan gölüne dönmüş; ama başta bir hükümet var. Topluma karşı sorumluluğu olan bir hükümet, koltukları bekliyor o kadar. Sayın Cumhurbaşkanı, ülkede yanan ateşi söndürmenin hesabını yapmalıdır. Toplumun karşısında toplumu birleştirici söylevlerde bulunmalıdır.

Mantığının önüne hırsını geçirmemelı ve ülkeyi bir araya getirmelidir. Biz barış istiyoruz ülkemizde. Silah tüccarları, silah fabrika sahipleri ise savaş istiyor. Bunlara bir de yerli işbirlikçileri eklemek gerekir diye düşünüyorum. “Kurt puslu havayı sever” sözümüze bugünkü durumumuz tıpa tıp uyuyor. Kandan beslenen insanlar için fakir fukaranın çocukları ölmüş umurlarında mı? Ölen insanlarımızı izliyorum da hep köylü, kenar mahallenin çocukları ölüyor her nedense. Bu mutlu azınlığın hiç mi askere gidecek yaşta oğulları yok.

Bakanların, Cumhurbaşkanın, generallerin şehit olan oğullarını duymadım ben. Geçimini zor sağladığı, sosyal güvencesi olmayan ama gerçekten vatansever olarak yetiştirilen fakir ailelerin çocuklarının tabutları diziliyor musalla taşlarına. O an duygusal konuşmalar, timsah gözyaşları ve birkaç gün sonra onu yetiştiren anne-baba ve şehit olan kınalı kuzular unutulup gidiyor. Biz barış istiyoruz.

Türk’ü ile Kürt’ü ile, Laz’ı , Çerkez’i, Gürcü’sü ile bu güzel vatanımızda kardeşçe yaşamak istiyoruz. Irk, dil, din ayırımını körükleyerek çıkar sağlayanlara inatla biz huzur istiyoruz. Kandırılan gençlerin evlerine dönmelerini, yaşıtları ile köyündeki meydanda kol kola gezmelerini, düğünlerde birlikte halay çekmelerini istiyoruz. Dini ve milli bayramlarımızı yaşlısı, genci, kadını, kızı ve çocukları ile birlikte barış ve huzur içinde kutlamak istiyoruz. Kandan beslenen insanlar ellerini gençlerimizin üzerinden çekmelerini istiyoruz. Çünkü toplum olarak barış istiyoruz. Savaş heveslisi olanlar ön saflara kendileri ve çocukları dizilirlerse biz de kerhen de olsa onların arkasından yine de gideriz. Var mısınız? Yine de barış için el ele.