Bağış yapmak

23.Kasım.2017

En son yazımda Çanakkale’den Antalya’ya yapacağımız bisiklet turundan bahsetmiştim. 23 Ekim - 4 Kasım arası bu turumuzu kazasız belasız bitirdik. Bu etkinliği ABD’de bulunan derneğimiz Bridge to Türkiye Fund (http://bridgetoturkiye.org/) yararına yapmıştık. Türkiye’ye yardım köprüsü olarak bilinir derneğimiz. Toplanan bağışlarla ilkokul çağında yardıma muhtaç çocuklara bot, mont ve kırtasiye yardımlarında bulunuyoruz. Şu sıralar topladığımız yardımlar öğrencilere ulaşıyor. Böyle bir etkinliğin parçası olduğum için son derece mutluyum. Yardım ulaşan çocukların sevincini fotoğraflarda gördüğümde yıllar önce aynı duyguları ben de yaşadığımı hatırlıyorum. Trabzon vakıflar öğrenci yurdunda kalırken bizlere de böyle yardımlar gelirdi. Olayın her iki tarafında da bulundugum için bugün biraz bağıştan bahsedeyim dedim.

Şu sıralar Amerika'da Şükran Günü hazırlıkları var. Kasım ve Aralık ayları genelde ABD’de geri verme aylarıdır. İnsanlar en çok bu aylarda bağış yapıyorlar. Yardımlar genelde dini amaçlı diye düşünürsünüz ama aslında yapılan araştırmalar gösteriyor ki yaklaşık %56lik bir bölüm tamamiyle herhangi bir inanç üzerine olmayıp sadece insanların içinden geldiği için yapılan yardımlar. Bu belki de Türkiye için de geçerli ama böyle bir araştırma göremediğim için kesin konuşamayacağım. Yani İnsanoğlunun geninde olan bir şey olmalı ki düşene yardım eli uzatmak herhangi bir amaç ya da araç gerektirmiyor.

Dinimizde de yardımlaşmanın önemi çok büyüktür. Zaten dinimiz, içimizdeki insanlığı ortaya çıkaran bir rehber değil mi? Yalnız birçok kez dinen yardım ederken hep sevap yönüne odaklanılır. Hani sevabı alayım gerisi ne olursa olsun gibi düşünülür. Böylesi olgunlaşmamış bir düşünce tarzı birçok kez yanlış sonuçlara yol açıyor. Hani evinde yemeği olmayana kaşık bağışlamak gibi. Böyle sonuçsuz kalan birçok vakıf ya da eser görebilirsiniz etrafınızda. Halbuki bağış yaparken hemen getirisini düşünmekten ziyade yerine ulaştı mı, bağışı alanın hayatında olumlu bir değişiklik oldu mu, uzun dönemde ne gibi bir etkisi olur, gibi tatminkarlıkları düşünürsek, işte o zaman asıl etkiyi yaparız. Sevap oldu mu olmadı mı onu zaten biz bilemeyiz.

Çocukken kalandar ayında gece kapı kapı dolaşıp bir torbamızla hediye toplardık. Yapanlar hatırlar, amaç görünmeden torbayı kapıdan içeri salmakla başlardı ve torbaya birşey konulduğunda yine görünmeden torbayı alıp kaçmaktı. Çok sevinirdik ağır bir torba ile görünmeden kaçtığımıza. O sevinç tabii ki torbaya bakana kadardı. Torbaya baktığımızda içinde koca bir odun görünce acı gerçek ortaya çıkardı. Ama bazen de mis kokulu kış elması çıkıverirdi torbadan. İşte bağış yaptım diyen buna benzer şey yapıyor aslında. Çocuğu kapıdan göndermek olmasa gerek bağış. Bağış çocuğun torbayı açtığında ne kadar mutlu olduğu ile ölçülmeli.

Bizler torba açıldığında mutlu edenlerden olalım. Sadece muhtaç insanlara değil, muhtaç olan her şeye yardım da bulunalım. Hayvanlara, doğaya… Doğaya bağışta bulunmak ne demek acaba? Bu soru zihinlerimizde yer etsin. Cevap bulanlarla her zaman çalışmaya hazırım.

Saygılar.