ATATÜRKÇÜLÜK NEDİR?

07.Haziran.2018

Din bilgini Prof. Dr. Haydar Baş’ın Atatürkçülük hakkındaki görüşleri:

“Atatürk ihtiras sahibi bir insan değildir, demek istemiyorum. Elbette ki iktidar olma ihtirası vardı. Gerçekten Atatürk’ü iyi tanımak lazımdır. Aksi bir bakışla onu değerlendirmek, O’nu ufkundan, yapmak istediklerinden uzaklaştırmaktır.  Kılıç Ali diyor ki, “Milli mücadelenin ilk günleriydi. Memleket içeriden, dışarıdan düşmanların baskısı altındaydı. Dinsizler, imansızlar feryadı ile memleketin her tarafında isyanlar başlamış, her taraf keşmekeş içinde bir kördüğüm halendeydi. İşte o günlerin birinde Mustafa Kemal Paşa ile bayram namazını kılmak için yanımızda bazı arkadaşlarla Ankara Hacı Bayram Veli Camii’ne gittik. İçerde yer bulamadık. Biz de dışarıda hasır üzerinde oturduk ve hocanın konuşmasını dinledik. Ama hoca gerçekten saçmalıyordu. Kemal Paşa, kulağıma eğilerek ‘Sabretmek lazım. Bu saçmalıkları bir zaman daha dinleyeceğiz.’ Hocanın saçmalıklarını sonuna kadar dinledi.”

Prof. Dr. Haydar Baş diyor ki: Atatürkçülük,

“Tam bağımsızlıktır. Demokrasidir. Cumhuriyete sahip çıkmaktır. Kayıtsız şartsız ulusal egemenliktir. Manda ve himayeyi kabul etmemektir. Ulusal savunma demektir. Hiçbir alanda yabancı denetiminde olmamaktır. Emperyalizmi reddetmektir. Ulusun inanç ve ulusal değerlerine saygılı olmaktır. Azınlık tanımını Lozan’a göre yapmaktır. Sünni, Şii, Alevi, Bektaşi ayırımı yapmadan birlik olmaktır. Türk, Kürt, Laz, Çerkez; etnik ayırıma gitmeden ‘Türk Milleti’ diyebilmektir. Devleti ve milleti; askeri, sivili ile tek yürek olmaktır. Osmanlıcı olmamaktır. Ulusun manevi değerlerine sahip çıkmaktır. Mazlum milletlere yardım etmektir. Harama helal, helala haram dememek ve Ehl-i Beyt mantığında dindar olmaktır. Kısaca Atatürkçülük ‘Ne Mutlu Türküm diyene’ diyebilmektir.”

“Gazi Mustafa Kemal, Türkiye Cumhuriyeti Devleti ve Kurtuluş Savaşı karşısında olan Batılı ülkelerle hayatı boyunca ittifak oluşturmamıştır. O, vatandaşlarına,: vatan sevgisini, bayrak sevgisini, devlet sevgisini, milli eğitim sevgisini ve milli ekonomi modelini önermiştir”

Kurtuluş Savaşı ile birlikte başlayan Atatürk’ü karalama kampanyası maalesef bugün de hızıyla devam etmektedir. Yenilgiyi içine sindiremeyen emperyalist güçler ve onların içimizdeki işbirlikçileri ulusu bölmeye, manda devlet durumuna düşürmeye Atatürk’ü karalayarak ulaşacaklarını sanıyorlar.

Dinsizlik temeline dayalı bir Atatürk Portresi çizme gayretinde olacağımıza Atatürk ilkeleriyle şekil bulmuş Türkiye Cumhuriyeti Devlet’ini korumanın gayretini göstermemiz gerekmez mi? Özellikle son yıllarda mantar gibi çoğalan sözde tarikat ve onların kurucularının işi, Mustafa Kemal’e saldırmak ve kendi yandaşlarına şirin görünmektir. Şu bir gerçek ki vatan, ulus ve gerçekten inanç duygusu içinde kurulan ve tarihin derinliklerinden gelen tarikatlar ülkemize büyük hizmetler sunmuşlardır. Onların hiçbiri, ülkenin bağımsızlığından ve uygarlaşmasından rahatsız değiller. Ancak ne oldukları belli olmayan ve kimin için çalıştıkları aşağı yukarı bilinen bu sözde kuruluşları maalesef bugünkü iktidar alkışlıyor gibi. Üç tane oy için veya koltuk için bu vatan hainlerine göz yummak bence sorgulanması gereken yaklaşımdır.