Artık inadı bırakın

05.Kasım.2017

Geçen hafta Galatasaray karşısında oynadığı futbol ve aldığı sonuçla camiasına umut aşılayan Trabzonspor’un Kayseri önünde silik bir görüntü vermesi 'yeniden başa mı dönüldü' sorusunu akla getirdi.

Maçın başından sonuna kadar sahada ne yaptığını bilmeyen bir ekip görüntüsünde olan Karadeniz ekibinde uzun zamandır 11’de forma yüzü görmeyen, taraflı tarafsız herkesin sahada olmasını beklediği Castillo hayal kırıklığı yarattı. Sahada uyur gezer gibi dolanarak takımın adeta eksik mücadele etmesine neden olan Kolombiyalı oyuncu, bu performansıyla bırakın 11’de şans bulmayı 21 kişilik kadroda bile yer bulamaz. Bir futbolcu inanın kendi ayağına ancak böyle kurşun sıkabilir.  

Rıza Çalımbay’ın ona 78 dakika sabretmesine de hiçbir anlam veremedim. Önce sağ, sonra da sol kanatta yan gelip yatan Castillo kendisine verilen şansı tabiri caizse elinin tersiyle itti.

Bunun yanında Sosa, Bero ve Yusuf Yazıcı’nın orta alanda uyumsuz bir şekilde hareket etmeleri Trabzonspor’un 90 dakikalık maç diliminde hücumda etkisiz kalmasında en büyük faktör oldu. Zaten N’doye’un hücumda varlığı yokluğu belli değil. Bu üç oyuncunun kişisel becerilerinin yanı sıra yapacakları final pasları Trabzonspor’un kötü maçta can suyu olacaktı. Ne var ki üç oyuncunun kötü olması bu bölgede üstünlüğü Kayserili oyuncuların eline verdi ve Trabzonspor ikinci yarıda mahkum bir görüntü sergiledi.

Takımın en iyisi Durica ve Okay’dı. Çalımbay’ın Abdülkadir tercihi de hataydı. Sonuçta koskoca Trabzonspor’un beraberliğe sevinen bir takım kimliğine bürünmesi benim gibi Trabzonspor taraftarının içini cız ettirmiştir. Takımın sıradan bir kimliğe bürünmesinin baş aktörü Usta ve yönetimidir. '50. yılda şampiyonluk' hedefiyle yola çıkan Usta’nın Türkiye Kupası’na sarılması da bence manidardır.

Artık Usta ve ekibinin yapacağı tek şey, şapkasını önüne koyup kulübün önünü açmasıdır.