Almanya'da göçmen Türkler

29.Kasım.2017

1961 yılında ülkemizden Almanya’ya gelmeye başlayan göçmen Türklerin Almanca adı “Misafir Yabancı İşçi” Türkiye’deki adları ise “Almancı” olarak söylendi. Emeklerinden başka tutunacak dalı olmayan bu insanlar, insan onuruna yakışmayan bu ikinci sınıf tanımlamaları hiç de hak etmediklerini kısa sürede gösterdiler. Almanya’da birkaç yıl çalışıp anayurtlarına dönmeyi amaçlayan bu emekçilerin yaptığı hesap tutmadı, dönüş yolları uzayınca yerleşik düzene geçmek zorunda kaldılar. Kimileri yerleşik düzene geçmekle kalmadı, Alman vatandaşlığına da geçtiler.

Bu insanlar her iki ülkede horlansa da İkinci Dünya Savaşı’nda harabeye dönen Almanya’nın savaş enkazını kaldırıp yeniden dirilmesine büyük katkı sağladılar.

Anayurtlarına sağladıkları faydaları yazmaya bir ömür yetmez. Şimdilik yaşadıkları birkaç gerçeği anlatalım. Süleyman Demirel’in Başbakan olduğu yıllarda Merkez Bankası’nda döviz yoktu. Yabancı ülkelerden ve dünya bankasından kredi almak da çok zordu. Bu nedenle Süleyman Demirel “ülkemiz 75 cent’e muhtaçtır” demişti. Türkiye’nin zor günlerinde Almanya’daki emekçilerin anayurtlarına gönderdikleri dövizler hastayı tedavi eden ilaç gibi kurtarıcı olmuştu. Türkiye dövizi olmadığı için gelişen teknik aletleri ve makineleri doğrudan satın alamıyordu. Bu aletler bedelsiz ithalat yoluyla (yani bedeli dışardan ödenen ithalatla) Almanya’daki işçiler Türkiye’ye götürüyordu.

1973-74 yıllarında Petrol krizi ekonomik bir deprem gibi dünyayı sallamıştı. O yıllarda ekonomisi zayıf olan Türkiye çaresizlik içindeydi. O kriz yıllarında Bülent Ecevit Türkiye’nin Başbakandı. Almanya’da ise Willy Brandt başbakandı. Ecevit döviz yokluğuna iki sosyal parti dayanışmasıyla bir çare arıyordu. Emekçilerin Alman bankalarındaki hesaplarından Türkiye’ye döviz göndermeleri için yasal kolaylıklar arıyordu. Bu amaçla Başbakan Ecevit Almanya’ya geldi. Köln’de emekçilerin doldurduğu stadyumda yaşamının en talihsiz konuşmasını yaptı. Bu konuşmasında şöyle diyordu.

“Sosyal partilerle yönetilen hükümetlere kapitalist devletler kredi vermiyor. Ekin biçme zamanı geliyor, traktörlerimizin mazotu yok. Böyle giderse ekinlerimiz de tarlada çürüyecek, buna sizlerin de üzüleceğini bildiğim için ortak bir çözüm bulacağımızı umuyorum. Türkiye’ye göndereceğiniz dövizlerinizle bankalarımızda açacağınız Türk Lirası cinsinden hesaplarınıza yüksek faiz vereceğiz” dedi.

Emekçilerin birçoğu dövizlerini Türk Lirasına çevirip sözüm ona yüksek faizli vadeli hesaplar açtılar. İki yıl sonunda Türk Lirası cinsinden bankada biriken paralarıyla iki yıl önce yatırdıkları dövizin dörtte birini alamadılar. Türk Lirası enflasyona uğratılmış 10 bin Mark yatıranın parası 2 bin Marka düşmüştü. Kapitalist ekonomilerde enflasyon, halkın cebindeki parayı alma yöntemidir. Enflasyona uğramayan bir değer birimini, (yani dolar’ı, euro’yu, altını) enflasyona uğrayan değer birimiyle değiştirmek dövizinizi, altınınızı başkasına hediye etmektir. Bilgi düzeyi düşük olanlar ve duygusal insanlar çabuk inandıkları için kolayca bu tuzaklara düşerler.