Ağustos Ayı

07.Ağustos.2018

Malum Ağustos ayı fındık ayıdır.

Dolayısıyla Doğu Karadeniz’de en sıcak ve en hareketli, alın terinin en fazla tüketildiği, bereketin ve zahmetin ayıdır Ağustos.

Bir farkla, bu yıl bereket yok!

Bu sene özellikle sahil kolda yok denecek kadar az olan fındık, son meteorolojik gelişmelerden sonra (yağmur, rüzgar), orta ve yüksek kesimlerde de epey bir yok oldu. Önceki yıllara oranlandığında üçte bir ve daha az olan fındık, bu yıl üreticinin yüzünü güldürmeyecek gibi. Hoş olsa da asla istediği değeri bulmayan/buldurulmayan fındık uzun yıllardır üreticisinin yüzünü güldüremiyor ya…

İşte tüm bu olumsuzluklar, üreticinin ya da daha doğru tabirle yeni neslin ilgisini giderek artan bir oranla da fındık bahçelerinden uzaklaştırıyor. Bu yıl fındığın bu kadar az olmasının ardındaki sebepler de ayrı bir araştırma konusu. Fındığı etkileyen normal etkenlerin dışında bu yıl bambaşka bir etken fındığı yok ediyor. Sadece ürün değil, kuruyan dallar, ocaklar hatta bahçeler azımsanmayacak bir oranla artık göze çarpıyor. Bakımsızlık elbette büyük etken ancak bu oranda bir yok oluşun arkasında başka sebepler de aranmalı. Ne bilim elektromanyetik etkilenmeler (her yer verici ve baz istasyonlarıyla dolu), biyolojik ve meteorolojik müdahaleler. Son yıllarda görülen birden ortaya çıkan küllenme hastalığı, bahçelerde ilk defa görülen böcek türleri. Artık hava olaylarına ve iklimlere bilimsel yöntemlerle müdahale edilebildiği biliniyor. Mevsimlerin adeta yer değiştirmesi gibi etkenler. Komplo teorileri gibi gelse de gerçekler bunlar.

Fındığa ve bahçeye ilgisizliğin en büyük nedenlerinin başında gelen ise, miras yoluyla tarım alanlarının her geçen gün parçalanması ve küçülmesi. Bununla ilgili kanunlar ve çalışmalar olmasına rağmen artan hisseler, bu parçalanmayı sürdürüyor. Bu sebeple kimse geçim kaynağı olarak görmediği bahçelerden uzaklaşıyor.

Ağustos ayında bahçe de olması gereken insanlar, ya deniz kenarında ya yayla da eğleniyor, vakit geçiriyor, ya da evleniyor. Eskiden fındık öncesi ve sonrası yapılan düğünler şimdi tam da fındık zamanı yapılıyor.

Yani Ağustos ayı artık fındık ayı olmaktan çıkıyor…

Sıkmayın!

Düğünler demişken, düğünler magandalık sahnesi değildir. Düğünler silah sıkarak ölüm saçmak da değildir. Düğünler en mutlu gülerimizdir. Havaya sıktığınızı zannettiğiniz silahlardan çıkan mermiler adres sormuyor. İşte bunun örneklerini bu hafta Eynesil’de ve Rize’de yaşadık. Çok şükür ölüm yok. Ama olabilirdi. Geçmişte oldu da. Bu en mutlu günlerimizi matem gününe çevirmemek için düğünlerde ve hiçbir sevinç gösterisinde silah kullanmayın. Silah sıktığınız için kimse size ödül vermiyor ya da kahraman olmuyorsunuz. Ama katil oluyorsunuz. Hem kendi hem de başkalarının hayatını bitiriyorsunuz. O yüzden sıkmayın lütfen sıkmayın. Kendiniz için başkalarının can güvenliği için sıkmayın…

Bu konuda bir önerim var!

Ben silah atılan düğünlere gitmiyorum. Gittiysem de silah atılırsa hemen terk ediyorum. Herkes bunu yaparsa belki bu durumun önüne geçilebilir.

İlla silah sıkmak istiyorsanız poligonlara gidin. Bölgede bol miktarda olan avcı derneklerine üye olun ve etkinliklerine katılın. Hem tutkunuzu yerine getirir hem de yapılacak etkinliklerde bir şeyleri başarmanın hazzını yaşarsınız…