Afet ve risk üzerine

28.Aralık.2017

Şöyle bir oturup düşünmek lazım, kendimizi ne kadar sağlama alıyoruz acaba? Yani olabilir diye düşündüğümüz vahim olaylara karşı ne kadar hazırlıklıyız ya da ne kadar hazırlıksızız? Düşünürsek hayatımızda fiilen yaptığımız her şey bir risk taşıyor. Çok basitinden, yürüyüşe çıktık hava soğuk hemen üzerimize bir şey alıyoruz. Caddelerde yürürken arabalara dikkat ederiz. Savunmasız durumdayız ve tebdir alıyoruz. Tedbir alırken bazen paramızı bazen de zamanımızı harcıyoruz.

Bazı riskler var ki onlara karşı her an tedbirliyiz? Onları çok iyi biliriz ve korunuruz. Üşüyünce giyinmek, paramızı saklamak, kapımızı kilitlemek vs aslında bildiğimiz bariz risklere karşı korunma yöntemleridir. Bazı riskler var onları bilmeyiz ve onlara karşı bir korunma mekanizması yoktur günlük hayatımızda. Meteor çarpması, endemik virüs vakası gibi. Başka bir grup risk ise bilinir ama korunma konusunda çok şey yapılmaz - ya hiç, ya da eksik yapılır. Küresel ısınma, deprem, doğal yangınlar vs gibi.

Dikkat ederseniz çoğu kez korunma tecrübeye ve bilince dayanıyor. Tecrübe ve bilinç demek aslında riskin birçok kez oluştuğu ve meydana gelebilecek neticelerin görüldüğü anlamına geliyor. Yani afet çok sık oluyorsa biz riske karşı korunma yolları arıyoruz. Eğer çok ender oluşan bir afetten bahsediyorsak korunma mekanizmalarımız da o denli ender. Çok ilginç bir durum aslında. Mesela evleniriz yüzük takarız ama aslında o yüzüklerden daha ucuz olabilecek bir hayat sigortası almayız.

Bazı toplumlarda bu risklere karşı korunma bilinci çok iyi oturmuş durumda. Mesela yaşadığım Amerika Birleşik Devletleri’nde hemen hemen her şeye karşı korunmak için bir sistem var. Afetler araştırılmış risk faktörleri belirlenmiş ve gerekli korunma yöntemleri halka sunulmuş durumda. Ne isterseniz var. Hayat sigortası, deprem sigortası, terör sigortası uçak bileti sigortası, yani var da var. Ben çocuğuyla seyahat eden bir anne ile tanıştım, eşiniz nerede diye sorduğumda aldığım cevap beni çok şaşırtmıştı. Baba diğer çocukla ayrı bir uçakta aynı şehire seyahat ediyor dedi. Hani bir uçak düşerse ailenin yarısı hala hayatta kalsın diye. Çok aşırı bir örnek ama bilinç bu denli derin bir şekilde günlük hayata uygulanmış durumda bu ülkede. O yüzden her türlü riske karşı can ve mal güvenliği en etkin bir şekilde korunuyor.

Ülkemizde ve bizim Karadeniz bölgesinde bunu nasıl yapacağız? Öncelikle yukarıda da bahsettiğim gibi bilinç ve tecrübe çok önemli. Tecrübe bazen zor tabiiki de. Hayatımız boyunca kaç deprem görüyoruz? Kaç sel felaketi görüyoruz? Çok fazla görmüyoruz elbette ama bunların olabilir olduğunu bir şekilde topluma anlatmak lazım. Yani insanları bilinçlendirmek lazım. Yüzük takar gibi hayat sigortası da aldırmak lazım yeni çiftlere. Her ev alanın önüne riskleri teker teker koymak lazım. Al kardeşim burada aldığın bu ev şu riskleri şu sıklıkla taşıyor demeliyiz ki adamın gözü açılsın. Toplumsal bilinç korunma yöntemleri oluşturan sektörler yaratır. Finansal  sektörde sigorta programları oluşturulur, sağlık alanında ilk yardım gibi acil önlemler geliştirilir, bilim ve teknoloji afet eksenli yeni araç gereç ve sistemler geliştirir vs. vs. Toplumsal bilinç olmadan bunları oluşturmak çok zor. Medya, resmi kurumlar, bireysel uzmanlar ve dernekler, bizi bekleyen risklere karşı toplumsal bilinci oluşturmak  için çok çalışmalı. 

Yazarın Diğer Yazıları