2019 Yılında Tarım Ne Olacak?

05.Kasım.2018

Benden okumaya alışmadığınız bir konuya değineceğim.

Öyle görünüyor ki gelecek yaz tahminimizden de öte oldukça az tarım ürünü rekoltesiyle karşılaşacağız. Bu yıl arpa ve buğday çıkış fiyatları (ton başına köylünün eline geçen para) 850-900 TL oldu. Köylü bu parayla borcunun bir kısmını ödedi ve elinde parası kalmadı. Gübre, tohum ve mazot fiyatlarının dövize bağlı şiddetli artışından dolayı çiftçinin elinde hiç parası kalmadı. Şimdi ekim zamanıdır.

Tohumun tonu 2300 TL’ye çıktı.

Gübre fiyatı geçen yıl 80 TL iken şimdiden 160 TL’ye çıktı.

Mazot fiyatları en az 2 kat zamlandı.

Köylünün cebi de boş olduğuna göre kim neyle ekim yapacak?

2019 da hasat ne olur?

Efendiler, bunlar şaka değil!

Tarım Bakanlığı bizim köylümüzün buğdayına ton başına 850-900 TL verirken, ithalat yaptığı ülkenin köylüsüne 800 TL sübvansiyon yapıyor. Milletin parasıyla hovardalık gibi bir şey!

Bir süre önce vatanseverler gübre fabrikalarının özelleştirilmesine karşı çıkıyorlardı. Birileri ise yunana saldırır gibi onlara saldırıyordu.

Bir başka husus da şudur.

Hükümet, toprak sahiplerine hiç ekim yapmasa bile dönüm başına 10 TL destek primi ödüyor. Hiç kâr edemeyeceğini bildiği için büyük tarla sahipleri ekim yapmıyor. Aldığı para ile yetiniyor. Fakat küçük ve orta boy tarla sahiplerine bu rakkam yetmeyeceği için onlar (bir ümitle ve) mecburen ekim yapıyorlar. İşte bizi besleyen fedakâr insanlar bunlardır. Onlar çalışıyor, yoruluyor, sonuçta ellerinde bir şey de kalmıyor, çektikleri zahmetten gayri! Şimdi ise bütün masraflar en az ikiye katlandığı için başta buğday ve arpa ekmeye çiftçi cesaret edemiyor. Dönüm başı toprak desteğini toprak sahibi alıyor. Tarla kiralayıp ekim yapan gerçek çiftçi bu parayı almıyor. Yani, hiç destek alamıyor! Pırlantacının para kazanmasıyla uğraşan hükümetin, ithalat yaptığı devletlerin köylüsüne destek(!) ödemesi yapan hükümetin bizim köylümüze şimdi, bu günlerde ciddi destek programı açıklamazsa gelecek yıl buğdayı nereden bulacağı bilinmez. Tahıl deposu Anadolu şimdi buğday ithal ediyorsa…

***

Uganda'da düzenlenen 29 Ekim resepsiyonunda Tanrıça Helen kıyafetiyle resepsiyona ev sahipliği yapan Büyükelçi Sedef Yavuzalp Ankara'ya geri çağrılmış.

Yanlış!

Hemen vatandaşlıktan atılmalıydı.

Büyük İnsan, Gerçek Lider Mustafa Kemal Atatürk’ümüzün sözünü hatırlamanın tam zamanıdır.

Şunu söylüyordu Atamız:

“Efendiler, sırası gelmişken, aziz milletime şunu tavsiye ederim ki, bağrında yetiştirerek başının üstüne kadar çıkaracağı adamların kanındaki, vicdanındaki öz cevheri çok iyi tahlil etmek dikkatinden bir an geri kalmasın!”

***

Bu varlık farklı kıyafet giyecekse Yunan paçavralarını değil Anadolu’nun gerçek sahibi olan Türklerin; Hunların, Saka (İskit) Türklerinin, Hakas Türklerinin veya Oğuz Türklerinin kıyafetini giymeliydi. Yunanlı hiçbir zaman Anadolu’ya hâkim olamamıştır. O büyükelçi artığı Anadolu’muzun en eski sahiplerini arıyorsa Urfa’da bulunan Göbeklitepe Kalıntılarını incelesin. Burada bulunan 9-10.000 yıl öncesine kadar uzanan 12 aya bölünmüş Türk Takvimini ve diğer Türk Tamgalarını incelesin. Oradaki duvar resimlerine göre giyinse daha insani olurdu.

Maalesef, halen bugün bile Anadolu Türk tarihini 1071 yılından beri başlatan geri zekâlılar aramızda dolaşmaya devam ediyorsa böyle istismar edenler her zaman çıka