2017’yi mumla ara mıyız?

02.Ocak.2018

İnşallah desek de maşallah desek de ben yoruldum hayat der Türkiyem! Demokrasiyi nasıl değerlendirirsek değerlendirelim...

Bu ülkede 2017'de demokrasiden eser kalmadığını, bakar kör olmuş vatandaşlarımızın yanında ellerinden geldiği kadar parlamenter sistemin, en güzel hediyesinin demokrasi olduğunu idrak eden insanlarımız dahi, 2017'de de demokrasinin kırıntılarının kaldığı ülkemizin 2018'den beklentileri neler olabilir?

Halk deyimi ile, 'Kavuncu geldi gitti, yan gelip yatma ey halkım!' Nelere şahit oldunuz, neleri gördünüz 2016 ile 2017 arasında, ne umuyordunuz ne buldunuz 2018'de karpuzcu geldiğinde 2017'yi arar hale gelmişseniz? Olmanızın sebepleri nelerdir, önce kendinizi, sonra komşunuzu, sonrasında ülkenizin sorunlarını birazcık düşünmeniz yeterlidir ki 2018'den beklediklerinizi anlayabilesiniz.

Duyarlı bir yurttaş, siyasetçi kimsenin kulağını çekmeden, kimseyi azarlamadan vatandaşa küçük bir dokunuşla onu mesleğinin içinde mutlu kılabilir derlerdi. Baba dediğimiz öğretmenlerimiz; siyasetin en yetkili ağızları mecliste ana muhalefet partililerine ağza alınmayacak suçlamalar yapabilirlerken! bunun da, Türkiye Cumhuriyetinin ana kumandası TBMM'de sorun yapılmadığı normal bir söylem gibi gözlendiğinde, vatandaşlık görevi seçmektir. Seçtiğimiz vekillere yöneltilen bu tür söylemlerden hangisini alacağız, bizler neresindeyiz? 2017'yi bize ne mi diyerek yolcu ettik? Şimdi yorgun Türkiye'mizin önünde yine zorluklar olduğuna göre, '2018 yılından ülkemizde rüzgar ekme Allah aşkına fırtına biçecek halimiz kalmamıştır, 2017'yi aratma' diyerek bildiğimiz duaları mı okuyacağız?

Cumhuriyetin bütün kazanımları gerek içten gerekse dıştan İngiltere, Amerika ve de İsrail tarafından eksenlerinden kaydırılsa da yeni umutları, 2018 yılında Türkiyemiz adına yeşertmeye çalışacağız.

Geçmişe bakarken...

2017 yılı çalışanlar, işçiler, memurlar, köylüler açısından sıkıntılı, çileli, krizlerle dolu gelir adaletinin daha da bozulduğu, ücretlerin, maaşların daha da düştüğü, çaresizliğin orta refüjde, korkunun köşe başlarında kendi ekseni etrafında döndüğü bir yıl olarak çekip gitse de unutmadan bakmalıyız.

Eğitim müfredatındaki kayıp yıllara bilim kurulları, yargı, OHAL kapsamında çıkartılan KHK'lar karşısındaki egemenliğin halktan kaynaklandığını simgeleyen, parlementonun durumuna!

Parlamenter sistemin tarihe karışmak üzere olduğunu 2017'de arar mıyız aramaz mıyız, inşallah mı diyeceğiz, maşallah mı diyeceğiz? Ulemaya mı soracağız? Ulemayı nerede bulacağız? Vallahi ben de bilemiyorum demeden, bizler ne yapacağız elimizden geldiği kadar umutlarımızı yitirmeden, kaygılarımızdan kurtularak doğruları yazmaya ne şekilde olursa olsun halkın haber alma hakkını koruyarak gerçekleri okurlarla buluşturmaya devam edeceğiz.

Her insan işini saygıyla yapmalıdır. İradeleri çıkar menfaatleri peşinde olan kalemşorler gibi birilerini göğe çıkarma, birilerini gökten aşağıya indirme gayretleri içerisinde olanlar da elbet olacaktır. Aynada yüzüne baktığında, kaleminin vicdanı olduğunu unutarak, insanlığın erdemine vicdanını kapatmış gazeteciler 2017'de neyse 2018'de de fikr-i mahsun bir halde hayatı paraya pula tercihle siyah bir nokta olarak görülseler de!!

Ülkedeki siyaset alanındaki çözümsüzlük kendini net olarak gösterirken 2017'de ülkenin alacakaranlığı olarak kabul edilmişken 2018'deki küçücük bir ışık süzmesi altında belki de kim bilir!!!

Seattle'ın titrek sesle insanoğluna mırıldandığı uyarıya kulak veresim geliyor.

Son ırmak kuruduğunda HES'lerimiz var maşallah dereleri patika yollara çevirdik.

Son ağaç kesildiğinde maşallah bir kestik mi binlerce kesiyoruz, zeytin midir Trabzon Çamburnu'nda yakılan mı yanan mı bilinmez mavi camlar mıdır?

Son balık tutulduğunda maşallah dört tarafımız deniz... Norveç uskumrusu alırız, balıkçılarımız mutsuz, tayfa mutsuz, denizlerimiz, dalgalar, martılar mutsuz olduğunda beyaz adam paranın yenmeyen bir şey olduğunu anlayacaktır sözü kulaklarımı çınlatır.

Dünya ne kadar büyüktür, hangi ülke kendini dünyanın sahibi zanneder tarih önümüzde... Dünü, bu günü yazılı kayıtlarda mevcutken tersten okuyup anlatan çok doçentler, tarih profesörleri de halka değil tv ekranlarına aşık bir halde oradan buraya koşup dururlar. Halbuki dünya insanoğluna ait değildir. İnsanlar dünyanın misafirleridir de. Vatandaşlar ne derece bilmek isterler?

Acaba bilmek isterler mi? Dizi filmleri mi yemek tarifleri mi, evlendirme programları mı?

Kutsal kitabı okumadan fetva veren sözde hocaları mı hangisini VALLAHİ BİLMİYORUM.

BENİM BİLMEK İSTEDİĞİM

2017'yi öyle veya böyle hırpalanarak kaçırdık.

Türkiye Cumhuriyeti ilimde, bilimde, demokraside, tarımda, ağır sanayide, savunma sanayinde, hukukta, insan haklarında, matematikte, fizikte, kimyada hangi ülkelerden büyüğüz, kimden küçüğüz?

2017 kaçtı gitti, hesap dahi vermedi. Daha bir iki gün derken mazi oldu. Mazi ile de mutluluk kazanılmadığına göre, ileriye, ileriki yıllara bakacağımıza göre 2017'de izleyemedik. 

Toplumsal birliktelikle beraber, el ele nereye gittiğimizi, saman aldığımız, meyve aldığımız, peynir aldığımız, ameliyat ipliği aldığımız, otomobil aldığımız, pirinç aldığımız, savunma sanayisi için füze aldığımız, uçak aldığımız, Angus eti peşindeyken kıyma aldığımız (vs) ülkelerini unutarak varsa üretebiliyorsak bizimdir, millidir. Varsın bunlar yoktur, almayalım, gayri milli olsun diyebilecek parlamenterler ile hep beraber parlamenter sistemin olmazsa olmazı TBMM'yi 2018'de inşa edebilmenin yolları nelerdir? 2018 yılında her ülkenin çimentosu olan kaybolan demokrasinin paçalarından tutabilir miyiz?

İnşallah başarırız.