12 vatan evladını şehit verdik

12.Şubat.2018

Bir günde 12 kahraman, 12 yiğit...

Seve seve canlarını verdiler, kanlarını vatan için akıttılar.

Onların içi rahat, çünkü:

Türk vatanının bedeli devamlı ödenen kandır.

Bunu biliyorlar.

Kızılelma’ya gidiyorum ki, arkamdaki vatan korunabilsin diyorlar.

Elbette onların bundan sonraki mekânları CENNET’tir.

Ama hepimizin yüreği yandı. İçimiz sızladı.

Ya, ana-babaları-kardeşleri-eşleri-çocukları?

Ne haldeler?

Nasıl anlatılır ki?

Onlar nasıl teselli edilebilir?

Bir-iki kuru lafın faydası olur mu? Hayır!

Onlar bundan sonra nasıl yaşayacaklar?

Elbette onlara sabır ve dayanma gücünü yüce ALLAH verecektir.

***

Bundan sonra Suriye ve Irak topraklarında nelerin olacağı hiç belli değil.

Asla geri çekilemeyiz. Oralarda planlananlar Türkiye için bir beka meselesidir.

Devletler uzun vadeli planlar yaparlar. Her yıl, üçü yılda bir, beş yılda bir ruhu ve kıblesi değişen kısa vadeli, üstelik maskeli planlarla devlet yönetmeye kalkanlar milletlerine devamlı böyle acıları yaşatırlar, maalesef...

***

Osmanlı Padişahı II. Abdulhamid Han’ın 100. ölüm yıldönümü programları yapıldı.

Bütün tarihimiz boyunca adını bildiğimiz bütün idareciler elbette bizimdir, kimse yok sayamaz. Mutlaka saygı duyarız. Yabancılara da asla laf ettirmeyiz. Fakat onların arasında delisi de vardır, sarhoşu da vardır, darbecisi de vardır. Alparslan’ı, Fatih’i de vardır.

Fakat iyi biline ki bugün yaşananlar, Osmanlı’dan kalan mirasın sıkıntılarıdır.

Tarih yalanla anlatılmaz. Olduğu gibi anlatılmayı ve mutlaka iyi niyetli saf yorumu şart koşar. Aksi takdirde toplumları yanlışa yönlendirir, milli felsefeden mahrum bırakır.

Abdulhamid Han’ın dostu da çok, düşmanı da! Fakat her ikisinin de büyük çoğunluğu sahte, iyi niyetli değil. Hakkında söylenenlerin çoğunu duysa söyleyenin adına utanacağı muhakkaktır.

Kimi ulu Hakan, kimisi kızıl sultan diyebilmiştir. İkisi de yanlış.

Abdulhamid Han elbette devletini seven bir padişah idi. Fakat, 33 yılda hiç toprak vermedi, bütün sınırlarımızı korudu gibi birçok söz yanlıştır.

Balkanlarda, Kafkaslarda, Kuzey Afrika’da, Mısır, Kıbrıs dahil olmak üzere 1.6 milyon km kare (bugünkü Türkiye’nin iki katı kadar) vatan toprağı onun zamanında kaybedilmiştir.

O dönemde ülke adeta bitkisel hayattadır. Etkin bir siyaset değil, denge siyaseti vardır. Bu siyaset fayda getiren bir uygulama da olmamıştır. Yaşananlar genelde yabancı devletlerin kendi niyetlerine, güç ve menfaatlerine göre planlanmış ve uygulanmıştır.

Gelecek nesiller bugün anlatılan “Yeni Osmanlıcılık Siyaseti”nden asrın komedisi olarak bahsedeceklerdir.

Elbette, insanlar her zaman hoşlarına gidecek lafları duymak isterler. Toplumların bu özelliklerini de birileri ustaca kullanıyorlar.

TRT düpedüz masal anlatıyor, onun dizilerine itibar etmek mümkün değildir.

ALLAH TÜRK ORDUSUNA GÜÇ VE SAĞLAM İRADE VERSİN.