‘İĞNE’Yİ KENDİNE BATIR!

12.Temmuz.2018

36 yıldır spor basınının içindeyim. Mesleğe Efsane Günaydın’da başladım. Sabah, Takvim, Sözcü, Milliyet ve Akşam gazetelerinde çalıştım. Fotomaç, Fotospor, FotoGol spor gazetelerinde ise genel yayın yönetmenliği yaptım. Bu görevleri yaparken, bölgeler benim en önem verdiğim yerlerdi. Çünkü onlar iyi işler yapmasına karşın hep gölgede kalmıştı. Önemsedim onları. O nedenle de Türkiye’nin 81 ilinde çok dostum oldu. Onlarla gurur duydum, duymaya da devam ediyorum. Talay Erker, rahmetli İlker Ateş, Esat Yılmaer, Tevfik Yener, Rahmi Turan, Can Ataklı, Zafer Mutlu, Hıncal Uluç meslekte birlikte çalıştığım, çok şey öğrendiğim isimlerden sadece birkaçı... Hepsini yazmaya kalksam inanın sayfalar yetmez. Hepsinin üzerimde emekleri var. Bize, gazeteciliği öğretirken, ilk şunu söylemişlerdi: Meslektaşlarınıza sahip çıkın. Onları konumları ve bulundukları yere göre değerlendirmeyin. Bu benim gazetecilikteki vazgeçmediğim ilkemdir. Hiç kimseyi ‘Ulusal ya da Yerel’ diye ayırmam. Gözümde hepsinin yeri aynıdır.

***

Aslında hiç tarzım değil. Meslektaş olarak kabul ettiğim kişilere yanıt vermeyi uygun bulmam. Doğru olan da budur. Gazeteci, karşısındaki gazeteciyle tartışmaya girmez. Girmemeli. Her gazeteci birbirinin dostudur. En azından benim dünya görüşüm böyle. Yaklaşık 1 aydır Trabzon’dayım. Daha önce yine Sayın Mehmet Ali Yılmaz’ın TV EM televizyonunda spor müdürlüğü ve yapımcılık görevini yürütüyordum. Özel bir durum nedeniyle Trabzon’a geldim. Sıcakkanlı bu insanlarla birlikte olacağım. Amacım, 36 yıllık birikimlerimi birlikte çalıştığım dostlarla paylaşmak. İyi bir ortamımız var. Birbirini yürekten seven insanlar. Karadeniz gazetesi belki bölge gazetesi ancak, biz her gün o dinamik ekiple ulusal gazete havasında sayfalar hazırlıyoruz. Hep özel haberler olsun istiyoruz. Bunun rekabet getireceğine inanırım. Biz ne kadar iyi işler yaparsak, bilirim ki diğer gazeteler de aynı rekabet içinde olacak ve Karadeniz’de çok iyi habercilik yapılacak.

***

İşte o nedenle bölgede çıkan gazeteleri her gün inceliyorum. Herkesin emeğine, yüreğine sağlık. En iyisini yapmak için çabaları apaçık ortada. Dün bölgemizin bir gazetesinde benimle ilgili yorum haber yapılmış. Başta da dedim ya, ‘cevap vermeyi sevmiyorum’ diye. Aslında bu bir cevap değil. Bana, ‘İthal Spor Müdürü’ yakıştırması yapılmış. Şık değil. Çünkü... Eğer bilmiyorsanız, ithalin karşılığı: ‘Bir ülkeye, yabancı ülkelerden herhangi bir şey getirme’dir. 57 yaşındayım. Türkiye Cumhuriyeti vatandaşıyım. Bu ülkeyi herkes gibi en çok sevenlerden birisiyim. Erzincanlıyım. İstanbul’da büyüdüm. Ekmeğimizin peşinde orada koştuk. Üzerinde ay-yıldız olan herkes bizimledir. Bizimdir. Sanırım, Hala meslektaş dediğim bu kişinin dili sürçmüş. Ya da bilgisizliğinin kurbanı olmuş. Trabzonspor ile ilgime gelince; Merak edenler, Trabzonspor’un yurt dışındaki ‘Cesur Yüreği’ İbrahim Ertürk’e sorabilir. Ya da Atilla Dilavar’e... Yahut Hakan Orhan’a... İbrahim Ertürk, son mesajlarından birinde şöyle diyor: ‘Dostum, bu dava için galiba ikimiz kaldık. Bir sen, bir de ben.’ Öyleyse diyorum ki, ‘İğneyi önce kendine batır.’ Batır ki, yaptığın yanlışın farkına var. Bizim öğrendiğimiz habercilikte önce araştırma vardır. Araştırıp, teyit ettikten sonra haber sayfada yerini alır. Merak ettiğin Abdülkadir haberinin kaynağı bizde. Ancak eğer meslektaşın Osman Başkır’a biraz saygın varsa önce ondan özür dilersin. Konuştuğumuz doktorların ses kayıtları da elimizde mevcut. Biz, mesleğin gereği olarak, oturduğumuz yerden ne insanları karalarız ne de uzmanı olmadığımız bir konuda ahkam keseriz. Haber yaparken ya da yazarken, adımızı yazmaktan da kaçınmayız. Bilmem anlatabildim mi? DİP NOT: Sıkça sorulan ve merak edilen bir konu var. Evet; Son Başbakan Binali Yıldırım ile hala-dayı çocuklarıyız. Birbirimizi çok severiz. Ancak o siyasetçi, ben ise gazeteciyim. Aydınlık günler bizimle olsun.