SON DAKİKA

Haber > Yayla, mera ve kıyılarımızın talan edilmesi!

Yayla, mera ve kıyılarımızın talan edilmesi!

07 Ekim 2017 Cumartesi - 09:50

Son günlerde insanlara “günaydın, yeni mi uyandınız!” dedirtecek cinsten gelişmeler yaşanmaktadır. Bir tarafta İçişleri Bakanı Sayın Süleyman Soylu'nun; “Biz vatan mücadelesi yaparken, birileri de yaylaları, meraları ve kıyılarımızı işgal ile uğraşmaktaydı” çıkışı, diğer tarafta; Mera Kanunu, 5442 Sayılı İl İdaresi Kanunu, 775 Sayılı Gecekondu Kanunu, 5216 Sayılı Büyükşehir Belediye Kanunu, 3194 Sayılı İmar Kanunu, 5326 Sayılı Kabahatler Kanunu, 5237 Sayılı Türk Ceza Kanununun amir hükümleri varken ve bu hükümlerin hepsi; 442 Sayılı Köy Kanununda öngörülen inşaatlar ile valiliklerden izin alınmak suretiyle imar mevzuatına göre yapılacak kullanma amacına uygun mandıra, suluk, sundurma ve süreklilik göstermeyen barınak ve ağıllar ile turizme açılması uygun görülen bölgelerde ahşap yapılar dışında, ev, ahır ve benzeri inşaatlar yapılamayacağı, 6831 Sayılı “Orman Kanunu” kapsamındaki alanlar ile mera vasfındaki alanlarda ve özel koruma alanlarında bunun dışında hiçbir yapılaşma imkânının bulunmadığı gerçeği kanunlarla sabitken bir bakıyorsunuz ki; yaylalarımız inşaat alanına dönüştürülmüş! Kıyılarımız; çeşitli isimler altında baraka yapılar ile doldurulmuş!

Kimin gözü önünde, yetkililerin gözü önünde! Yetkililer ciddi manada buna kanuni gerekçeler ile karşı çıksalar vatandaş bu yapıları yapabilir mi? Hayır yapamaz! Söz konusu alanlara bir çivi çakabilir mi? Hayır çakamaz! O zaman nasıl oluyor da bunca kanuni yaptırıma rağmen vatandaş bu yapıları yapabiliyor? Anlaşılan o ki; kimse kanunları takmıyor! Peki, İçişleri Bakanı bütün bu olup bitenleri bilmiyor mu? Biliyor! Peki, neden şimdi dillendirip karşı çıkıyor? Anlamak mümkün değil! Çıkışı doğru mu? Elbette çok doğru ve de gerekli! Yaylacı vatandaşlarımız ne diyor bu işe? Onlar endişeli olduklarını söylüyorlar! Yani yıkılacaksa; herkesin kaçak yapılan yapılarının yıkılmasını istiyorlar.

Ancak sayın bakanımız en çok şu noktada eleştiriliyor: Vatandaş diyor ki; neden 1 Ocak 2017'den sonra yapılan yapılar yıkılıyor? Kanunsuzluğun 1 Ocak 2017'den sonrası ya da öncesi mi olurmuş? Hangi tarihte yapılmış olursa olsun; eğer yapılış şekli kaçak ve kanunsuz ise bu tür yapıların hepsi yıkılmalıdır ki; art niyetli insanlarda “nasıl olsa bir af çıkar, hele biz bir yapalım” beklentisi ve girişimi oluşmasın! Bu durumu da ayrıca sayın bakanın dikkatlerine sunmak isteriz. Kanunun kesin ve herkese eşit olarak uygulanmasını istiyorlar! Yoksa garibanların evlerinin yıkılarak; nüfuz sahibi insanların villalarının yaylalarda boy göstermesine asla razı olmayacaklarını bildiriyorlar! Sadece bu kadar mı? Değil elbet! Bir de bürokratik engeller var. Mesela Gümüşhane sınırları içerisinde, Yağmurdere Nahiyesi, Yukarı Yuvalı Mahallesi'ne bağlı Yapraklı Yaylası'nda bir vatandaş tarafından kaçak olarak yapılan “betonarme” ev için yapılan şikâyet üzerine; “Gümüşhane, Gıda Tarım ve Hayvancılık İl Müdürlüğü” kanunlara aykırı yapılmıştır şeklinde yerinde tespit ile bir rapor hazırlıyor ve gereği için “İl İdare Kuruluna” sevk ediyor.

Vali ya da yardımcısının başkanlığında toplanan İl İdare Kurulu; yerinden kalkmadan taraflı bir karar vererek, bu yapının eski yapının tamiratı olduğu gerekçesiyle yıkılmasına gerek olmadığına karar veriyor! Sayın bakanın şikâyetçi olduğu işgal olayları ile böyle mi mücadele edilecek? Hâlbuki hiç alakası yok, eski yapı dedikleri de hemen yeni yapının yanında duruyor! Böylesine görevi ihmal anlamını taşıyan, taraflı ve siyasi kararlar ile “yayla-mera ve kıyıların işgalini” önlemek asla mümkün olamaz! Bu konuda adeta “kediye kaç, aslana tut" denildiği görülüyor! Böyle onlarca örnek bulmak mümkün! Sayın bakan bunları biliyor mu acaba? Hem bunca kanun varken; kanuni işlemin başlatılması için “İl İdare Kurulunun kararını” aramak dünyanın neresinde görülmüş bir hukuk skandalıdır!

İl İdare Kurulunun üyeleri atanmış memurlar değil midir? Bir telefon ile onlara istenilen kararların çıkarılması dikte ettirilemez mi? Öyle de olmuyor mu? Bugün yaylalarımız gibi, kıyılarımız da işgal altına alınmıştır. Karadeniz sahil yolu geçtikten sonra, kıyı kenar çizgisinden aşağı hiçbir yapılaşma olmayacak iken, bu gün bakıyorsunuz; çeşitli isimler altında bir sürü hizmet yeri faaliyet yapmaya başlamışlar! Kim vermiş bunlara bu izni? Milli Emlak Müdürlükleri ile Mal Müdürlükleri! Peki, şimdi bu yapıları kim yıkıyor ya da yıkmak istiyor? Devlet! Peki, bu yapıların yapılmasına izin vererek vatandaşı onca zarara uğratan devlet kurumlarının hiç mi sorumluluğu olmayacak? Eğer adilane bir iş yapılacaksa; bu insanların zararını bir kereliğine devletin karşılaması gerekir! Hak ve adalet bunu gerektirir.

Bunun yanında bu yanlışlığa; kanunların amir hükümlerine rağmen izin veren; kişi, kurum ve kuruluşlar da bu zarardan payına düşeni ödemelidirler! Bundan sonra da; kim olursa olsun, “kıyı-kenar çizgisinin altına ve yaylalarda” hiçbir şekilde yapı yapmaya teşebbüs etmemeli, edenler hakkında anında yasal işlemler yapılarak, yaptıkları yapılar yıkılıp devlet kararlılığı ortaya konulmalıdır! “Gıda Tarım ve Hayvancılık il müdürlüklerinin” yerinde tespit ederek gereği için “İl İdare Kurullarına” sevk ettikleri raporlar; İl İdare Kurullarınca hiçbir gerçekçi incelemeye tabi tutulmadan ve siyasi fırsatçılık yapılarak geçiştirilmemelidir! Ayıptır, yazıktır, kanunsuzluktur, biline! Yani bu yanlışların yapılması kanuni düzenlemelerin olmamasından değil, bu düzenlemeleri çeşitli gerekçeler ile uygulamayan bürokratların “durumdan vazife çıkararak” kanunsuzluklara açıktan açığa göz yummasından dolayıdır! Yeter artık, yeter! Yayla mera ve kıyılarımızın talanına, işgaline son verilsin!

YORUMLAR

400

Daha Fazla:

VİDEO

SON DAKİKA

ÇOK OKUNANLAR

© 2019 www.karadenizgazete.com.tr | Karadeniz Gazetesi bir Güçlü Radyo ve Televizyon kuruluşudur.

Giriş Yap