SON DAKİKA

Haber > Trabzon'da dikkat çekici ve tehlikeli çalışmalar y

Trabzon'da dikkat çekici ve tehlikeli çalışmalar y

16 Eylül 2017 Cumartesi - 09:04

Trabzonsporlu eski bir sporcu anlatıyor; “1974 Zafer kupası için Trabzonspor olarak Kıbrıs’a gitmiştik. Dörtlü bir turnuva düzenlenmişti. Maç öncesi biraz stres atmak için şehir turuna çıkmıştık. Otantik özellikte gördüğümüz; kahve-bar karışımı bir yerde oturduk. Yanımıza gelen kişi gayet güzel bir Türkçe ile bize hoş geldin diyerek, ne istediğimizi sordu? Bizler çay, kahve ve sodalarımızı söyleyince yanımızdan ayrılıp, bir süre sonra isteklerimizi doldurduğu tepsi ile yanımıza döndü. Gayet temiz giyimli bu kişi bir taraftan bizlere servis yaparken, bir taraftan da bizleri adeta süzüyordu! Belli ki tanımak, ne iş yaptığımızı öğrenmek istiyordu! Servis işi bitince yanımıza ilişerek oturdu.

Karşılıklı sorulardan sonra, biz kendimizi tanıttık, futbolcu olduğumuzu, maça geldiğimizi, maç öncesi gezinti yapmak için buraya geldiğimizi söyledik. Ardından düzgün bir Türkçe ile “Ben de Trabzonluyum, ailemiz zamanında Trabzon’dan buraya göç etti” diye söze başladı. Çok kararlı ve bir şeyleri bize mutlaka anlatmak isteğinde bir görünüşü vardı. Sözü uzatmadan hemen tarihi konulara girdi. Trabzon’un kendi şehirleri olduğunu, bir gün burasını mutlaka Türklerden alacaklarını, hem de “nasıl bırakmışlarsa öyle alacaklarını” söyledi! Bunun üzerine; ben ‘nasıl bıraktıksa öyle alacağız’ sözünün ne anlama geldiğini sordum! Cevaben bana; bizim dedelerimizin zamanında Ortahisar “Pagan Kilisesi’nden (Ortahisar Fatih Camii) bakıldığı zaman, Pazarkapıdaki “St. Andrea Kilisesi” (Molla Siyah camii) görülürdü!

Bugün görülmüyor! Arada bir sürü düzensiz binalar yapılmış, bunları sizler gün gelip şehrin düzenlenmesi adına yıkacaksınız ve Pagan Kilisesi’nden baktığımızda pazarkapı St. Andrea Kilisesi görülecek! Eee sonra nasıl olacak sorunca; büyük bir heyecanla anlatmaya devam etti; Zağnos ve tabakhane boğazlarında eskiden, mandalina bahçeleri olduğunu, buraların da zamanla yıkılarak eski haline getirileceğini, kiliselerin aslına uygun yenileneceğini, bu yenileme çalışmalarına; merkezi Paris’te bulunan “Anadolu Medeniyetleri Kültür Varlıkları Koruma Derneği’nin” her türlü desteği vereceğini söyledi.

Tarihi bilgimiz çok yoktu ama milli reflekslerimizle bu kişiye söylediklerinin hayal olduğunu, bunları gerçekleştirmelerinin mümkün olmadığını, tarihin artık her millete bir rol biçtiğini, geçmişi bu şekilde değerlendirmenin kimseye bir yarar sağlamayacağını, yakın zamanda bu hayaller üzerine kışkırtılan Kıbrıslı Rumların başına neler geldiğinin bunun bir göstergesi olduğunu söyledikse de adamı ikna etmemiz mümkün olmadı! Oradan kafamız biraz karışık ayrıldık. İlk defa böyle söylemlerle karşılaşmış, doğrusu şaşırmıştık! Neticede bizler futbolcuyduk, böyle işleri inceleyip, irdelemeye zaten vaktimiz olmazdı. Ama bu sohbet bizi etkiledi.

Turnuvadan sonra Trabzon’a dönünce, başta vali bey olmak üzere ilgililere kendi gücümüzle bu söylenenleri anlattık, tedbirler alınmasını istedik, ama o kadar!” Bu anlatılanlardan şüphe duyanlar dönemin efsane futbolcusunun ismini benden öğrenebilirler. Kim derdi ki; bundan tam kırk üç yıl önce, Trabzonsporlu bir futbolcu ile tesadüfen yapılan bu sohbetteki Rum’un anlattığı hayalleri bu günkü gelişmelerle örtüşecekti! Nasıl mı? Aynen şöyle; Ortahisar camii yenileme adı altında ilk orijinal hali olan kilise görünüşüne kavuşturuluyor. Büyük ve hızlı bir yenileme çalışması ile binanın dış görünüşü tamamen kiliseye çevrildi. Devamında Pazarkapı’da bulanan Molla siyah cami de yenilenerek eski kilise görünümlü haline çevrildi. Etrafında büyük bir yıkım çalışması yapılıyor. Meşhur “kentsel dönüşüm” adı altında kilisenin etrafı açılıyor. Bu çalışma bittiği zaman gerçekten, Ortahisar camiinden (Panga kilisesinden) bakıldığı zaman, Pazarkapıdaki St. Andrea kilisesi (Molla siyah camii) görülecek! Bitmedi, Zağnos Vadisi bildiğiniz gibi ihya edildi.

Henüz mandalina ağaçları dikilmemiş ancak, dikilirse yetişeceği kesin. Tabakhane ise yıkıldı, çok yakın bir zamanda Zağnos Vadisi gibi düzenleneceği aşikâr! Bunun dışında başta “Ayasofya Kilisesi” olmak üzere, “Kızlar Manastırı” ve şehrin değişik yerlerinde bulunan birçok “Bizans eserleri” de, çeşitli vesileler ile sahiplenilip, koruma altına alınıyor! Bu yazdıklarımızdan; şehirde yapılan bizim de takdir ettiğimiz yeşil alan kazandırma çalışmalarına karşı olduğumuz zannedilmesin. Ancak adamların bizim çalışmalarımız ile örtüşen iddialarına dikkatlerinizi çekmek istiyorum. Dün hayal deyip önemsemediğimiz birçok olay, bugün gerçek olarak karşımıza çıkmadı mı? PKK olayını, zamanında önemsemeyip “üç-beş eşkıya” diyerek geçiştirdiğimiz için canavarlaşmadı mı?

Bugün Maçka’da sekiz şehir vermemize rağmen katillerin bulunamaması ile bu Kıbrıslı Rum’un iddiaları arasında bir paralellik olabilir mi? Acaba; dağda eylemi yapan teröristler, uygun bir yerde kendilerini bekleyen “turist kafilelerine” katılıp kendilerini gizlemiş olmasınlar! Batıdan, özellikle Yunanistan’dan, özel eğitilmiş ve bölgeyi çok iyi bilen, Türkçe’yi çok iyi konuşan “mobilize terör timleri” kendilerini “turist kafileleri” içerisinde saklayıp bu eylemleri yapmasınlar! Olabilir mi, her şeyi düşünmek lazım! Yoksa bunlar buhar olup havaya uçmadılar ya! Bazıları bu yazdıklarımız için “komple teorisi” diyerek aymazlıklarını devam ettirmeyi siyaset sayabilirler! Ancak; keşke bu anlatılanlar ve yazdıklarımız “komple teorisi” olsaydı!

YORUMLAR

255

Daha Fazla:

VİDEO

SON DAKİKA

ÇOK OKUNANLAR

© 2019 www.karadenizgazete.com.tr | Karadeniz Gazetesi bir Güçlü Radyo ve Televizyon kuruluşudur.

Giriş Yap