Tarihe sahip çıkmak geleceğe sahip çıkmaktır

21.Şubat.2017

2016 Ağustos ayında en büyük tutkum olan motosikletimle, Yunanistan, İtalya, Slovenya, Hırvatistan, Bosna, Karadağ, Makedonya’yı içine alan 9100 km’lik bir seyahat gerçekleştirmiştim. Seyahatim boyunca en çok dikkatimi cezbeden şeyin başta İtalya olmak üzere, daha yıllar önce Yugoslavya boyunduruğundan ayrılıp bağımsızlığını ilan etmiş ülkelerin coğrafyalarında dahi tarihin ve tarihi eserlerin hangi millet hangi dine ait olduğuna bakılmadan, tarihin her evresinde kendisinden bir öncekini koruyarak bugüne nasıl sapa sağlam geldiğini görmek olduğunu söyleyebilirim. Gıpta edip, ettikçe Trabzon’uma ağladığımı da belirtmeliyim. 

Bir şehri özel yapan o şehrin sahip olduğu değerleridir. O değerler o şehrin kimliğidir. Dubai özel yapan yüksek teknolojik binaları, Venedik’i özel yapan kanalları, Mekke’yi özel yapan Kâbe, Denizli’yi özel yapan Pamukkale’dir.

Peki Trabzon’u özel yapan nedir? Trabzonspor cevaplarını duyar gibi oluyor ve gülüyorum. Trabzon’u özel yapmak için bu kadar sebep varken, Trabzonspor, Sümela, Uzungöl, Boztepe, Atatürk Köşkü ve fındık gibi cevaplar basitlik ve hatta ihanet içeren cevaplardır. Trabzon bir an önce tarihin içinde tarihin kendisi olan öz değerlerine kavuşturulmalıdır.

Roma gibi... Kolhis’ten, Komenoslara, Lazlardan Bizans’a, Pontus’tan Osmanlı’ya kiliseleri, katedralleri, camileri, surları, mağara kiliseleri ve daha ne kadar tarihi mirası varsa hepsi ile yeniden ön plana çıkarılmalıdır.

Bu şehrin ekonomik kalkınmasında en büyük unsur sahip olduğu tarihi miras olacaktır. Trabzon un bu özelliğini görmekten gelmek, tarihini inşaat molozlarına gömmek, Maşatlık’ta mağara kiliseleri rutubetten, Vazelon Manastırını ilgisizlikten terk etmek, vahşice tasarlanmış tarihi bir asimilasyondan ötesi değildir.

Bu şehirde Lazların, Rumların, Ermenilerin yaşamış olması ve onlara ait olan tarihi ibadethanelerin yeniden kültür ve tarih mirası olarak kazanılması, bu şehrin o millet veya dine ait olduğunu göstermez.

1000 yıllık bir kilise veya cami dini misyonunu yitirmiş tüm dünya insanlarına mal olmuş ortak insanlık mirası olmuştur. O çoktan Müslümandır. Bu şehrin ileri gelenleri, belediyesi, valiliği, bakanı, vekili, müsteşarı, akademisyeni, üniversitesi ivedi bir şekilde bir acil eylem planı geliştirmeli, yok olmak üzere olan tüm tarihi kültür mirasını kurtarmalı, yeniden insanlığa kazandırmalı, hatta kentsel dönüşüm programını tarihi mirası kurtarmak adına yeniden revize etmeli ve eski Trabzon’u yeniden inşa etmelidir.

Ancak o zaman bu şehir, vizyon olarak özel şehirler sırlamasındaki yerini alacak, ekonomik kalkınmasını turizmle başlatacaktır. Aksi takdirde Trabzon kendisini unutmuş evlatlarının elinde yayla sisine terkedilmiş Santa Harabelerine dönüşecektir.