Ramazan fırsatçılarına 'dur' diyelim

17.Mayıs.2017

Ramazan öncesi fiyatlar tırmanışa geçmeye başladı. Her ramazan istisnasız fiyat artışları yaşanıyor. Özellikle bakliyat ve meyve fiyatlarında gözle görülür artışlar oluyor. Maalesef, ramazan fırsatçıları kutsal ayı tanımıyor. Tüketimin artacağını bilen bu işgüzarlar fiyatları yükseltiyor.

Peki, daha önce fiyatlar durağan iken neden ramazan ayında bir anda artışa geçiyor ya da birileri tarafından fiyatlar yükseltiliyor? Kim veya kimler fiyatları speküle ederek bundan büyük bir vurgun elde ediyor? Netice itibarıyla bu bir aylık zaman diliminde birilerinin kasasına yüklü miktarda para girdiği kesin.

Zaten o nedenle meyveden tutun da baklagillere ve tahıllara kadar bütün ürünlerde artışlar yaşanıyor. Tarım ülkesiyiz ama tarım ürünlerinin fiyatı el yakıyor. Sadece ramazanda değil bütün yıl boyunca süre giden bir durum var. Tarlada 50 kuruş olan patates, pazarda 5 TL oluyor.

BÜYÜK ÇOĞUNLUK ETKİLENİYOR

Devlet yetkilileri her ramazan ayı öncesinde basının karşısına geçip haksız fiyat artışlarının önüne geçileceği, gerekli tedbirlerin alınacağı yönünde açıklamalar yapıyor. Ama bu açıklamalar hep havada kalıyor. Bir türlü uygulamaya geçilmiyor ve vatandaşın mağdur olmaması için açıklanan önlemler ne yazık ki sahada tatbik edilmiyor.

Olan da düşük ve dar gelirli vatandaşlara oluyor. Her ramazan ayını kıt kanaat geçirmek zorunda kalıyorlar. Zenginin zaten fiyat artışı diye bir derdi yok. Ama burada ciddi bir konu daha var. Düşük ve dar gelirli dediğimizde bu oran Türkiye'nin neredeyse %7580'ine tekabül eden bir oran. Bu da demektir ki; bu fiyat artışlarından vatandaşlarımızın büyük çoğunluğu etkileniyor.

Buradan devlet yetkililerine bir kez daha sesleniyoruz. Bu uygulamaların önüne geçin. 1 kilo domates ramazan öncesi 7 TL iken ramazan sırasında 10-11 TL'ye çıkıyor. Makarna, bulgur, pirinç, kıyma ve et fiyatlarında da aynı durum söz konusu. Birilerinin özellikle de devletin stokçulara, komisyonculara, simsarlara, depoculara, kabzımallara ve spekülatörlere dur demesi gerekiyor. Tabii ki burada en büyük görev de devlete düşer. Sonra da sivil toplum örgütlerine...