Piramidin tabanındaki mutluluk

16.Mayıs.2017

Anneler, babalar çocukları ile,

Doktorlar hastaları ile,

Mühendisler projeleri ile,

Berberler makasları ile,

Terziler kumaşları ile,

Yazarlar romanları ile,

Eczacılar ilaçları ile,

Öğretmenler öğrencileri ile,

Çobanlar kuzuları ile,

Şoförler araçları ile,

Ressamlar tabloları ile,

Şairler şiirleri ile,

Çiftçiler ürünleri ile,

Hocalar cemaatleri ile,

Komutanlar askerleri ile,

Gazeteciler haberleri ile,

Memurlar, işçiler hükümetleri ile vs...

Mutluluğu yan yana koyduğumuzda birbirinden ayrılmaz olgusuna bağlılıkla gerektiği kadar geriye mi bakamadığımızdan mıdır ki, ileriyi o denli göremedik?

Bu toplumun mutlu veya mutsuz olduğunu kestirebilmenin yolu piramidin gizeminde mi saklıdır?

Tabanındaki mutluluğa, güneşin gölgesindeki huzura dahi insanlarımız razıyken mutsuzluk sendromu ile tanışanlar...

Ne yapalım, arzu edilen mutluluk piramidin en yüksek tepesindedir zira ‘yaşamdaki zenginlik azınlıklar içindir’e takılmadan kendi ruhunu yüceltmek için çaba gösterirken gelgitli mutsuzluk sendromlarına vereceği tepki berrak su suskunluğu ile mi orantılıdır?

Ne güzel denmiş bir sözdür ki kim nasıl anlar bilinmez...

Mutluluk öyle bir parfümdür ki; Onu başkalarına sürdüğünüzde kaçınılmaz bir nasiptir ki, mutlaka sürenlerin üzerine de birkaç damla düşer.

Var mıdır mutsuzluk sendromuna yakalanmayan insanlarımız?

Var mıdır doğal yeteneklerini yitirmeden, yalıtılmış yaşamda mutluyum diyebilen insanlarımız?

Var mıdır iki gül yaprağının su dolu maşrabadan bir damla su taşımadığının öyküsünü bilebilen?

Cevabını bulamadığım soruları önemsediğimden gerilere daha fazla bakarak, ileriyi daha fazla görmek adına teselli bulmak istedim.