Özgür olmak

10.Ağustos.2017

Özgürlük de bir kurallar zinciridir. Ancak her ulusa hatta her devlete göre değişir. Tarihin derinliklerinden gelen gelenekler, inançlar toplumların özgür yapılarını şekillendirir. Bir zamanlar üniversitelerde kızlarımızın başı açık olsun diyenlerle başı kapalılar da sınıfa alınsın diyenler  yıllarca tartışıp durdular.

Bizler de aydın geçinen insanlar olarak insanların biçimlenmesinde şekille uğraşmanın yanlış olduğunu savunmuştuk. Kızlarımızın okuma özgürlüğünün ellerinden alınmasını kınamıştık. Çünkü biz samimiydik. Bugün isteyen istediği gibi okuluna gidebiliyor. Hoş değil mi? Ne yazık ki son zamanlarda olayın boyutları değişti. FETÖ denilen cemaatin bu konuyu yönlendirdiği ve olayı siyasi rant sağlamak için kullandığı anlaşıldı.

Bugünlere nasıl gelindiği belli oldu ama atı alan Üsküdar’ı geçti bile. Kurtuluş Savaşı ve getirilen ilkeler kolay olmamıştı. Padişahlık yapılanmasından kurtulmak için uğraşan iyi insanlara karşı din tüccarları bu güzel dinimizi kullanmışlardı. Dünün iktidarları da bugünün iktidarı da dinimizi siyasete alet etmekte ve toplumun cahil yapısından siyasi rant sağlamaktadırlar. İnsanlar uzaya koşuyorlar, insanlığın hizmetine yeni araçgereçler sokuyorlar; biz ise altı yaşındaki kız evlenir mi evlenemez mi tartışması ile uğraşıyoruz.

Bu yobazlar, sapıklar din adına fetva veriyor ve toplumu olumsuza yönlendiriyorlar. İşin ilginci gerçek din bilginleri de bu adamların saçmalıklarına seyirci kalıyorlar. Yüce dinimizi kendi sapık duygularına alet etmelerine tepki göstermiyorlar. Yanlışla doğruyu ayıramayacak bilinç düzeyinde birisi ile bilinç düzeyi yüksek olan birisinin yaptığı yanlış arasında dağlar kadar farklar vardır. Bilen, anlayan ve yorumlayan birisi kötülüğe alet oluyorsa o insan bu dünyada olmazsa bile öteki dünyada ilahi adalet tarafından cezalandırılır.

Bir zamanlar omuz omuza ülke sınırlarımızı korumak, kollamak için savaştığımız insanları ötekileştirmek ve toplumda ayırımcılık yapmak kime yarayacaktır? Alevi’si, Kürt’ü, Türk’ü... gibi adlarla insanlarımızı bölmek, yarasa yarasa ülkemizde gözü olanlara yarar.

Bebekken annesinden öğrendiği ana dilini yasaklayıp, onların eğitimini, anlatımlarını kısıtlamak çağdaş bir yaklaşım değildi ki ülkeyi bu tür yasaklar bu duruma getirdi. Irkından, inancından dolayı kimsenin kimseye  kötülük yapmaya hakkı yoktur. Kötülüğe izin vermek, Yaradan’a varoluşa, yaşama, evrene ihanettir. Yalnız bugünkü iktidar için demiyorum, geçmiş iktidarlarda koltuğa oturduklarında kimlere ne söz vermişlerse onu yerine getirmek zorunda bırakılmışlardır.

Bir avuç insan veya dış güçler için çalışırsan doğal olarak arkadaki milyonlarca insanın tepkisini çekersin. Ne yazık ki seni oraya getiren insanların isteklerini yerine getiremezsen seni bir bahaneyle yok ederler. Bence 15 Temmuz darbe girişiminin temelinde de bu yatmaktadır. Parası ve gücü olan bir toplumda yönetim onların elinde ise orada haktan, özgürlükten söz etmek bence hayal olur.

Alın teri dökmeden zengin olan bir avuç insanı gören işsiz gençlerimiz bu toplumda nasıl doğru olsunlar, neden özveride bulunsunlar? Konuşan, yorumlayan ve tartışan bir toplum yaratmak zorundayız. Evet, efendimci bir nesil hem kendi özgürlüğünü kısıtlamış oluyor hem de toplumun duyarsızlaşmasına katkı sunuyor.

Onun için üniversiteler, demokratik kuruluşlar, basın-yayın toplumun sesi olması için özgür olması gerekir. Fikrinden dolayı kişiler korkutulmamalı ve tutuklama yoluna gidilmemelidir. Çünkü seslerin, fikirlerin çeşitliliği o toplumun zenginliğidir, hayat kaynağıdır. Lütfen toplumun hayat kaynağını yeşertelim. Ne dersiniz?