On beş yıllık rövanş

13.Mayıs.2017

"Bizim yaylalar gibi düzlüklere sahip olanlar, İsviçre'de bile yokmuş" dedi adam. Bir yaylada, köy kahvesinde oturuyorduk. Altyapısı senden daha iyi olan bir rakibi anlamsızca cümle içerisinde geçirerek pazarlama stratejisi açısından ciddi bir hata yaptığına emin olarak cümleyi çevirdim.

Ne de olsa benim işim tercümanlık yapmaktı ve tercümanlığın kaderi kendisine verilen görev doğrultusunda söylenenleri çevirmekti. Mantıksız da bulsan, söylenenin doğru olmadığını da düşünsen sana söyleneni aynen aktarman gerekirdi. Uzun sayılabilecek bir araştırma programının son dönemlerindeydik.

Şanslıydım, çünkü zaten yüksek lisans tezim için yapmam gereken şeyleri yapıyor, bunun yanında çok uluslu bir şirket için tercümanlık yaparak para da kazanıyordum. Aynı alanlarda farklı konularla ilgiliydik. Ben tezimde yayla turizmini ele alıyordum. Onlar ise kırsal kalkınma ile ilgili bir rapor hazırlıyorlardı... O an yaptığımız gibi ortak bir noktada buluştuğumuzda ise konu benim açımdan tadından yenmeyecek kıvama geliyordu. Bana para vererek yapmamı istedikleri iş, çoğunlukla para vererek yapmaya razı olduğum şeyleri ifade ediyordu.

Şirketin birlikte çalışmamı istediği kırsal kalkınma uzmanı Nagoyalı bir Japon idi. Alanda gezdiğimiz her yerde, yaylalarının güzel olduğunu ifade etmek isteyen herkesin "İsviçre Alpleri" vurgusu yapmasına o da alışmıştı. "Bu İsviçre kıyaslaması niye ki?" diye sorduğunda söyleyecek fazla bir şeyim yoktu. Sahip oldukları yaylaları doğal ve kültürel kaynak değerleri ile pazarlamaya çalışan iki farklı ülkeydik ama biz bunu yaparken sürekli en güçlü rakibinizden bir eksiğimiz olmadığını söylüyorduk. İsviçre, kendi yaylalarını pazarlarken bizim kadar kendinden bahsediyor olamazdı! "Akşam otele gidince lobide biraz konuşalım mı?" dedi Japon. "Elbette" dedim. Yemekten hemen sonra lobide buluştuğumuzda elinde İsviçre ile ilgili çıktıların olduğu bir tomar kağıt vardı.

Türkiye'de yayla turizmi araştırması yapan genç bir adamla, Türkiye'de kırsal kalkınma araştırması yapan orta yaşlı bir Japon oturmuş, Türkiye'deki bir otelin lobisinde, İsviçre'deki yaylaların özelliklerini ve turizm altyapısını konuşuyorduk. Çünkü yaylalarımızın ne kadar da muhteşem olduğunu anlatmak için kullandığımız ölçüt "İsviçre" idi ve madem öyleydi, o ölçütü bir tanımak gerekirdi! Konuşmanın ilk saati sonunda, adamın çıkardığı notlardan anladığımız kadarıyla, İsviçre'de bulunan Pilatus Dağı'na ve sahip olduğu yaylavari alanlara gitmek için 45 derecelik bir eğime tırmanan bir trene biniyor, dönüşte ise iki farklı karakter sergileyen teleferiği kullanıyordunuz.

Alan bozulmasın diye karayolu yapılmamıştı. "Çok ilginç" dedi Japon. Bir Japon için İsviçre ve Türkiye aşağı yukarı aynı mesafedeydi. Bir Japon için tatilde harcanacak paranın fazlaca bir önemi de yoktu. Gözümün önünde, Türkiye'de yayla alanlarında araştırma yapan bir Japon, o sırada arayan eşine, gelecek yaz tatilini İsviçre'de geçirmek isteyip istemeyeceğini soruyordu.

Teşbihte hata olmazdı; eşeğin aklına zorla karpuz kabuğu kaçırmıştık! Türkiye'de yayla turizmi ile kırsal kalkınma sağlansın diye çalışan bir Japon, ilk seyahat planını İsviçre'deki bir yaylaya yapıyordu! Çünkü pazarlama stratejimiz yoktu ve bildiğimiz tek şey bu konuda en iyi olduğu bilinen bir rakipten bir eksiğimiz olmadığını söylemekti! Neredeyse 15 yıl sonra, bugün, yabancı bir arkadaşımı götürdüğüm bir yaylada karşılaştığımız yaşlı bir amcanın "Bizim yaylalar İsviçre'den bile güzel" demesiyle geçmişe gittim.

Arkadaşım adamın ne dediğini sordu. Artık tercüman değildim. "Aralarında birkaç dakikalık mesafe bulunan iki yayla tamamen farklı yerel mimari özellikleri taşıyabiliyor.

Biri tek katlı ahşap evlere sahipken, diğeri altında ahır olan 2 katlı taş yapılara sahip olabiliyor mesela" dedim. Yabancı arkadaşım, "Çok ilginç, bugün ikisini de mutlaka görelim" diye karşılık verdi. Doğru biçimde pazarlandığında dünyanın en özgün kaynak değerlerine sahip olduğumuza bir kez daha emin olarak, büyük bir mutlulukla, "Elbette" diye cevapladım. 15 yıl sonra rövanşı İsviçre'den almıştım ama toplamda çıkarmamız gereken daha çok gol vardı!