Nahçıvan'da 24 saat!

16.Nisan.2017

Birkaç hafta önce iki günlüğüne de olsa Nahçıvan’ı ziyaret etme fırsatım oldu. Yaklaşık 9 saatlik karayolu yolculuğuyla ulaştığımız Dilucu sınır kapısında çok fazla kalabalık olmamasına rağmen Nahçıvan yetkililerinin bize göstermiş olduğu hoşgörü ve misafirperver tavırları dikkatimden kaçmadı. Tüm işlemlerimizi en seri şekilde ve öncelikli olarak tamamladıktan sonra gümrük görevlilerinin ilk uyarısı “Trafik kurallarına riayet edin!” oldu.

Biz de uyarıları dikkate alarak yolumuza devam ettik. Küçük bir toprak bütünlüğüne sahip olan Nahçıvan, Azerbeycan’a bağlı özerk bir cumhuriyet. Sabah kahvaltımızın ardından gezintiye çıktık, tabi tüm trafik kurallarına riayet ederek. Trafikte bütün öncelikler yayalara ait. Adımınızı kaldırımdan yola attığınız andan itibaren bütün araçlar size yol vermekle yükümlü. Caddeler oldukça geniş, binalar Rus mimarisinin izlerini taşıyor. Burası huzurlu bir ülke.

Dil sorunu yaşamadığımız Nahçıvan’da, çarşı pazar gezerken kendimizi hiç de yabancı hissetmedik. Bütün dükkanlarda Türk mallarını görmeniz mümkün. İnsanların birbirine olan sevgi ve saygısı da görülmeye değer. Kanunların nizami bir şekilde uygulandığı ülkede huzur ve sakinlik hakim. Kısacası panik yok. Örf ve adetlerimizin de hemen hemen aynı olduğunu da belirtmek isterim. Ziyaret ettiğimiz Tuz Dağı Mağarası ise görülmeye değer. Astım, bronşit gibi hastalıkların yanı sıra alerjik hastalıkların tedavisi için dağın içine klinik kurulmuş. İçerisinde klinik olmasına rağmen ziyarete açık ve giriş için herhangi bir ücret alınmıyor, etrafta ise başka bir tesis yok.

Kimse bir şey satmıyor. Herhangi bir ticari rant yok. Tamamen insanlara hizmet ediyor. Buradan yönümüzü şehir merkezine 20 km uzakta olan, Nahçıvan’da herkesin kutsal kabul ettiği, dualar edilerek adakların kesildiği Ashab-ı Kehf mağaralarına çeviriyoruz. Bu mağarının dünyanın birkaç bölgesinde olduğuna inanılıyor. Yöre halkına göre, burası Kur’an-ı Kerim’de işaret edilen yer. Burada da ziyaret için herhangi bir ücret ödemiyorsunuz. Her şey doğal, tıpkı insanları gibi. Bir iki gün içerisinde edindiğimiz dostlarla birlikte İranlı vatandaşlarla da tanışma fırsatı bulduk.

Sohbetlerimizde güzel vatanımız Türkiye’nin değerini bilmemizi istediler ve bizlere imrendiklerini söylediler. Özellikle Trabzon’umuzun güzelliklerinden bahsederken farklı bir haz duyduk. Onlar için Türkiye’nin büyüklüğü, ağabeyliği her zaman ön planda. İki günlük gezimde ekonomik ve sosyolojik yönlerini inceleme imkanını tam olarak bulamadığım kardeş ülkemiz Azerbeycan’a bağlı olan Nahçıvan görülmeye değer. Buradan da kendilerine selamlarımızı ve sevgilerimizi gönderiyorum.