Mustafa Kemal Melami miydi? (3. bölüm)

17.Haziran.2017

Yazımızın birinci ve ikinci bölümlerinde bu konuyla ilgili iddiaları, bilgi ve belgeleri ortaya koymaya çalışmıştık. Bu yazımızda ise Mustafa Kemal ile ilgili çok iyi bilinmeyen dinle ilgili yaptığı faaliyetlerinden bahsedeceğiz. Bu yapılanların Mustafa Kemal’in Melami olup olmadığı hakkında bir fikir edinmemizi sağlayacak, en azından Atatürk’ü dinsiz gibi göstermeye çalışanlara güzel bir cevap olacaktır. Kendini acındırmanın, dilenmenin ve siyasi propaganda yapmanın en iyi yolu dini değerleri kullanmaktır.

Bu millet; haçta, umrede veya kamera karşısında camilerde namaz kılıp, Kur’an okuyan nice şahsiyetler gördü. Nasıl olur da Mustafa Kemal gibi siyasi propaganda uzmanı olan bir kişi herkesin bu çok iyi bildiği metodu kullanmaktan, bu nimetten(!) istifade etmekten ısrarla kaçınmış olabilir?

Hatta bir keresinde ona, kazandığı zafer sonrasında Hacı Bayram Veli türbesine gidip dua edilmesini tavsiye edenlere Mustafa Kemal: “Hayır, Türk çocuklarının kazandığı bu zaferde ölülerin hiçbir payı yoktur” diyerek bu teklifi reddeder. Ucuz ve böylesine millete hoş görünecek bir yol, bir metot varken bunu niye elinin tersiyle itiverir? Oysaki Mustafa Kemal’in halktan gizli gizli Hacı Bayram Veli türbesini çok kereler ziyaret ettiği bir hakikattir. İşin ilginç tarafı Hacı Bayram Veli de bir Melami’dir! Bu satırları takip edenler “Mustafa Kemal Düşmanlarına Kapak Olsun” başlıklı yazımızda Mustafa Kemal’in özetle:...

Peygamberimizin ve ashabına ait mezar yerlerinin kaldırılarak yerine mekân yapılacağı şeklinde aldığı duyum üzerine Suudi Kralına gönderdiği bir telgrafı yayımladığımızı okumuşturlar. Aslında bu telgraf bile başlı başına Mustafa Kemal’in yüce dinimize bakışı ve gösterdiği saygıyı anlatmaya yeterlidir. Konuyla ilgili yoruma geçmeden önce Mustafa Kemal’in gençlik yılları ve özel hayatıyla ilgili yeterince ayrıntılı bilgilere sahip olmadığınızı itiraf etmek zorundayız.

Nasıl olur da hakkında en fazla kitap yazılan ve herkesin gözü önünde olan böyle bir adam bazı yönlerini herkesten saklayabilmiştir? Hatta az sonra bahsedeceğim şu konunun perde arkasını kaçımız öğrenme ayrıcalığını bulabildik? En mütevazı kişinin bile anlatmaktan çekinmeyeceği, övünmekten geri kalmayacağı bu detayı neden Mustafa Kemal hiçbir zaman dillendirmedi? Neden?!!! Medine kahramanı Fahrettin Paşa’yı tanımayanımız yoktur.

Tam adı Ömer Fahrettin Türkkan. Namı diğer “Çöl Kaplanı”. 23 Mayıs 1916’da Medine’ye gönderildi. Medine’yi ele geçirmek isteyen İngilizlere karşı tüm imkânsızlıklara rağmen bu kutsal beldeyi 2 yıl 7 ay savundu. Bu sırada şehrin yağmalanması ihtimaline karşı 100 parçaya yakın kutsal emaneti İstanbul’a naklederek, belki de Kutsal Emanetleri British Museum’da sergilenmekten kurtardı ve İslam Tarihi Kültürüne önemli bir katkıda bulundu.

Uzun süre Medine’yi teslim etmeyen Fahrettin Paşa, devlet merkeziyle bağlantının kopması, erzak ve ilaç sıkıntısının had safhaya ulaşması üzerine 7 Ocak 1919’da Medine’yi teslim etmek zorunda kaldı. Burada sorulması gereken sorular vardır! Bütün Osmanlı orduları Halep’in kuzeyine çekilme emri almışken Fahrettin Paşa’ya Medine’de kalması emrini kim vermiştir? Osmanlı Devleti 30 Ekim’de Mondros Ateşkes Antlaşması’yla teslim olurken Fahrettin Paşa teslim olması yönünde telkinde bulunmak için İstanbul’dan gelen heyetlere ne demiş, neyi göstererek direnmiştir?

Mustafa Kemal, askerlik hayatında hep akılcı kararlar vermiştir. Onun kararlarında duygusallık yoktur ama bir kararı hariç! Yıldırım orduları grup komutanıyken tüm askeri birliklerin Halep’in kuzeyinde toplanma emrini veren odur. Fahrettin Paşa’nın, Mustafa Kemal Paşa’ya gönderdiği: “Kumandanım, biz de mi çekileceğiz” şeklindeki telgrafına Mustafa Kemal Paşa: “Hayır. Sizler en yakın askeri birliğin sizden bin kilometre uzakta olduğunu bilerek orada kalacak ve şartlar ne olursa olsun sonuna kadar direneceksiniz. ALLAH yardımcınız olsun” diyerek emrini vermiştir.

Malta adasına sürgüne gönderilen Fahrettin Paşa Kurtuluş Savaşı’nın Büyük Taarruz bölümüne son anda yetişir ve Mustafa Kemal’in karargâhına girer. Mustafa Kemal bu yiğit kumandanını tebrik ederek: “Paşa, siz ölmeden önce tarihe geçmiş bir adamsınız” der. Bu arada Fahrettin Paşa’ya “Türkkan” soyadını kim vermiştir dersiniz? Osmanlı Padişahi II. Mahmut, Bektaşi tekkelerini kapatmış, giderek tekkelerin kapatma işi daha da geniş bir hal almıştı.

Zaman içerisinde bir yolunu bulup yeniden kurulan bu tekkeler Cumhuriyetin ilanıyla 30 Kasım 1925 tarihinde tekke ve zaviyeler yeniden kapatıldı. Bu kapatma işlemi Mevlevi tarikatına ve Melamilere uygulanmadı! Bunun nedeni Atatürk’ün, daha çocukluk yıllarında Selanik’te Mevlevi-Bektaşi tekkelerine giderek programlara katılmış olması veya kendisinin de bir Melami olması olabilir mi? Bu soruların cevabı sizlerin takdirine bırakılmıştır. Mustafa Kemal düşmanlarına son cevap olarak: Mustafa Kemal diyor ki: “Ben hiçbir zaman iyi bir ibadet Müslüman’ı olamadım ama her zaman tam bir cihat Müslüman’ı oldum.” Ey Mustafa Kemal nezdinde Türk milletinin gizli düşmanları! PEKİ, SİZ NEYİN MÜSLÜMANISINIZ?