Her taraftan pislik akıyor!

13.Nisan.2017

Ne demişler? Kimi nalına vurur kimi mıhına... Bu güzel deyimden de anlaşıldığı gibi bir konu hakkında olumlu ve olumsuz fikirler vardır. Ama sonunda herkes, nalıncı keseri gibi kendine yontar. Yorgun olarak evine gelen vatandaş, bir yudum su içmek için mutfağındaki musluktan akıttığı su, kimine göre temiz kimine göre kirli su. Yemeğini yemek için oturduğu sofrasında pişmiş aşı var mı bilemem ama, hiç değilse dinlenmek için televizyon kanallarını zıplamaya çalışıyor. Ne görürsünüz rezillik diz boyu. Kimin ne yaptığı belli değil.

Ahlak kavramlarını bile değiştirdiler. Türk kültür ve ananeleri yozlaştırılarak programlar yapılıyor. Medya, halk istiyor diye rezalete çanak tutuyor. Halk temiz hava almak için evin penceresini açıyor, dışarıdan pis kokular... Artık haber saati gelmiştir. Bir de ne görürsünüz! Asıl pis kokular devletin kurumlarından geliyor. Bu kokular öylesine ayyuka çıkmış ki, demokrasi denilen illet firar etti. Şimdi o demokrasi illetini referandumla aramaya çalışıyoruz. Aylar öncesinden hazırlanan ve kim tarafından yazıldığı bilinse bile açıklanamayan tuzak anayasayı onaylama çalışması Türkiye Cumhuriyetine çok pahalıya mal olacağına benziyor.

Ülkeyi yönetenler ile yönetilenler arasında adaletin kabul görmediği suçlamalar devletin temelimi sarsacak düzeylerde oluşu, demokrasiyi bu halkımız rüyasında bile göremeyecek. Şunu açıkça ifade etmek istiyorum. Hukuk yerine oturmadığı sürece referandum gerçekleri asla yansıtmayacaktır. Bu saatten sonra hukuku yerine koymak da mümkün olmadığına göre, halkımızın ancak torunlarının meclisine hesap vereceği günü bekler olacaklardır. Referanduma hukuksuz harcamalarla hazırlanan ülkemiz, yarın nasıl bir sıkıntılarla karşılaşacağı tahminden öte düşünülmemesi gereken bir durum. Fakat bu tehlikeyi yeteri kadar halkımıza anlatacak kuruluşlar da mevcut değil.

Bu nedenle haksızlığı gören vatandaşlar, vatan sorumluluğunu hissederek eline bayrağı alıp HAYIR için çalışan kişileri sanal basında bile tüm ülke görebiliyor. Peki, bu çalışmalar yeterli mi? Elbette olmayabilir ama Hz. Ömer’in adaletinin hiç olmazsa milyonda birini hissederek 'Hayır' diyenlere bir teşekkür borcumuz vardır. Çünkü, yapılması düşünülen referandum, ülke ve torunlarımızın geleceğinin yol haritası olacaktır. Düşünülen anayasa değişikliği belki de bir kurtuluş, veya bir hesaplaşma anayasasıdır. Kim bilir?