Dünyanın planı

27.Eylül.2017

Ruhi Türkyılmaz, Almanya’dan... Gelişmemiş ya da az gelişmiş ülkeler neden hep olumsuz sonuçlarla uğraşır? Bu sorunun yanıtı İkinci Dünya Savaşı’nın sona erdiği yıllarda verilmiştir. Bilindiği gibi bu savaşın sonunda Almanya ve Japonya’nın kayıtsız şartsız teslim olmasından sonra, ülkesinde güneş batmayan İngiltere’nin dünya hakimiyeti ABD’nin eline geçti.

Japonya’ya atılan iki atom bombasıyla savaşı bitiren ABD Başkanı Truman, savaş sonrası Parlamento’ya bir önerge verdi. Bu önergeyle ABD’nin dünya işlerine karışması ya da karışmaması oylanacaktı. Başkan verdiği önergeyi savunurken aynen şöyle demiştir: “Eğer bu önergeyi kabul etmezseniz, bu savaşta yaşadığımız olaylar gelecekte de tekrarlanır, Alman denizaltıları Boston Limanı’na kadar tekrar gelir ve gemilerimizi denizin dibine indirir. Biz de savaşı kendi topraklarımızda kabullenmek zorunda kalırız.”

Bu önerge Truman Doktrini olarak hemen kabul edilince, dünya hakimiyeti ABD’nin iyice eline geçmeye başladı. Bu doktrinle dünyanın geleceği (Fütürizm) ABD’nin çıkarına göre planlandı. Geleceği planlama konusunda ABD tüm devletlerden en az 50 yıl öndedir. İlerleyen yıllarda bu plan yalnız savaş kuşkusunu değil, ekonomik ve sosyal gelişmeleri ve ABD’nin çıkarına olan her şeyi kapsamına aldı.

Dünyanın her tarafında gelişen, olumsuz olayların nedenini ortadan kaldırmaya kimsenin gücü yetmeyince zavallı ülkeler, bu planın sonucunda meydana gelen acıklı olaylara ağlamakla yetindiler. Tam da bu planı uygulayanın istediği oldu. Sonuçla oyalanın, nedenini sormayın diyor bu plan.

Örneğin, eski Yugoslavya 7 devlete bölündü. Nedenini sorup öğrenemediğimiz tüm yaşam düzenleri insanlığa hizmet etmez. Sonuçla uğraşmaksa düşüncenin ve beynin gelişmesine engel olur. İnsanlığın öğrenmeye ve düşünmeye çok ihtiyacı var.