Bir dizi olay

17.Haziran.2017

Her ne kadar yıllardır uygulanan ambargo artık zayıflamış bununla birlikte küresel sermayeye göz kırpılmaya başlanmışsa da, Küba hala Küba'ydı. Renkli, fıkır fıkır ve nostaljik... Aslında, Havana'nın en işlek yerlerinde bile kendinizi dünyadan çok ayrı bir gezegende hissediyordunuz. Ama yolumuzu düşürdüğümüz bu yerler ülke içinde bile başka bir gezegendi. Hayat 1960'larda durmuş gibiydi. Tüplü televizyonlar, 50 yaş üstü arabalar ve tek tük gezinen insanlar bölgesindeydik.

Öyle kafanıza göre girip alışveriş yapacağınız bir market zaten başkentte de yok gibi bir şeydi ama, buralarda nadiren karşımıza çıkan benzin istasyonları dışında su alabileceğiniz bir yer de yoktu! Çok uzun zamandır yoldaydık. 1982 model ve ülkenin yeni sayılabilecek bir aracının içinde, araçla yaşıt olması muhtemel bir asfalt yolda ilerliyorduk.

"Şurada duralım mı?" diye seslendim. Uzun süre sonra gördüğümüz, insan varlığına işaret eden ilk yerdi. Bir beklentim yoktu, sadece temiz hava ve bir mola... Küba'nın kuş uçmaz kervan geçmez bir kırsal alanında, kurduğu çadırın altında kime satış yapacağına bir türlü anlam veremediğim bir hediyelik eşyacıya denk gelmiştik. Tüm Kübalılar gibi sıcak ve gülümseyerek konuşuyordu. Havana'da aldığımız hediyelik eşyalar ve fazlası yarı fiyatına bizi bekliyordu. Nereden geldiğimizi sordu, "Türkiye" dedik. "Oooo!" dedi. "Ben Türkiye'yi çok iyi biliyorum, İstanbul, Boğaz, yemekler..." Şaşkınlıkla "Gittiniz mi?" diye sordum. Bozuk bir İngilizce ile "Yok canım, nasıl gideyim!" diye cevap verdi. "Kara Sevda, Elif, Binbir Gece, Fatmagül, Sıla" diye devam etti.

Dizi izlemeye vakti olamayan biri olarak ben bile adamın Türk dizilerini saydığını anlamıştım. Ama Küba'da devlet televizyonları dışında ulusal ve uluslararası bir kanal olmadığı gibi, ülkede belli noktalardan sınırlı zamanlarda girilen internet de oldukça pahalı ve video oynatılmayacak kadar yavaştı.

Bizle seyahat eden Kübalı arkadaşım "el altından USB hafıza kartları ile Türk dizileri satılıyormuş, adam da onlardan alıyormuş. Tüm ev halkı sabah akşam Türk dizisi seyrediyormuş" dedi. Ben, hayatının hiçbir döneminde TV karşısına geçip 2 saat orada kalacak biri olamasam da, dünyanın geri kalanına uzun süre kapılarını kapatmış bir ülkenin, ülkenin geri kalanından çok daha kendi halinde bir bölgesinde bulunan bir Kübalıyı Türkiye hakkında konuşturacak bu güce artık daha saygılı bakıyorum.

Doğru kullanıldığında çok iyi sonuçlar verecek inanılmaz bir PR kanalına farkında olmadan girmişiz bile. Kendimizi dünyaya ifade ederken her zamankinden daha güçlü olmamız gereken bir dönemde; aman dikkat!