Bir 15 Temmuz yazısı

15.Temmuz.2017

Geçen sene bugün, yine bir 15 Temmuz'da, çok güzel düşünceler, büyük umutlar ve müthiş bir enerjiyle Atatürk Havaalanına gitmiştik. On beş kişilik öğrenci ve hocalardan oluşan bir grupla önce Güney Kore, sonrasında Japonya'ya gidiyorduk. Sanıyorum saat 22:00 civarında havalandık. Uçağın yarısına yakını boştu. Üçlü koltuğa uzandım, elimde Küba ile ilgili bir kitap vardı.

Genelde olduğu gibi, enerjim kitaptan önce bitti. Ne ara uyudum, ne kadar uyudum bilmiyorum ama hayatımda ilk kez bir yolculukta uçağın tekerlekleri piste vurunca nihayet uyandım. Ne kadar da keyifli bir yolculuk olmuştu! Uçakta internet yoktu ama uçuşun yarısından fazlası Çin havasahasında geçeceği için bu kayıp sayılmazdı. Uzun süren internetsizlik sonrası telefonumu açtığımda birçok bildirim gelmesi alıştığım bir şeydi. Ama bu kez beni de şaşırtan bir yoğunlukla bildirim üzerine bildirim alıyordum.

Henüz "telefonlarınızı kullanabilirsiniz" anonsu gelmemişti. "Çaktırmadan" mesajlara bakmaya başladım. Yazılanları anlamakta zorlanıyordum. "Gidebildiniz mi?" ile başlayan, "İyi misiniz?" ile devam eden, içinde bolca "darbe" geçen mesajlar... On beş kişilik bir ekibin kafile başkanı olarak sorumluluklarım vardı. Önce olayı anlamaya çalıştım ama vakit azdı. Soğukkanlılığına güvendiğim 2-3 arkadaşıma "Darbe girişimi olmuş, telefonlarınızı açın" diyebildim. Sonrasında telefona sarılıp birkaç arama yapmaya çalıştım. Düşmeyen her telefon beni daha da gerdi. Kimseye ulaşamadığım 45 dakika boyunca aklımdan geçmeyen senaryo kalmadı. Uzakta olmanın çaresizliği yaşadığım stresi kin ve nefrete dönüştürdü. Darbe girişiminin başarısız, sevdiklerimin iyi olduklarını öğrendikten sonra bir titreme geldi.

Kendimi lavaboya atarak biraz ağladım. Toparlanıp dışarı çıkmam 3-5 dakika aldı. 2016 yılındaydık ve bir darbe girişimi olmuştu! Aklımız almıyordu. Attığımız her adım sonrası Türkiye'yi arıyor ve bilgi alıyorduk. On beş kişinin sorumluluğu her durumda tura devam etmeyi gerektiriyordu ama aklım Türkiye'deydi. Bir genelge ile Türkiye'ye çağrılınca içim rahatladı. Önce Seul'deki Türk askeri anıtına gittik. Kendi vatanı için düşmana kabus olan kahraman mehmetçikler için saygı duruşunda bulunduk ve dua ettik. İki gün sonra ise Demokrasi Nöbetleri'nde, Türkiye'deydik! Geçen bir senelik zaman dilimi sonrasında, güzel ülkemin ona bağlı vatansever insanlarına mutlu, aydınlık, müreffeh bir gelecek diliyorum. Bunun olabilmesi için de bolca çalışma azmi ve sabır...