Ben bilmiyordum

12.Ekim.2017

ABD başkanlarının harcamalarının bizimkilere hiç benzemediğini bilen insan sayımız sanıyorum ki çok azdır. O insanların harcamalarını devlet karşılamaz. Her harcama kendilerine aittir. Geçmiş dönem başkanlarının hanımlarının yazdıkları anılardan öğrendiklerimi sizinle paylaşmak istedim. ABD Başkanı’nın örtülü ödeneği yok.

Özel hayatına devletten para alamaz. 1981 yılında başkanlık görevine başlayan Ronald Reagan’ın eşi şöyle diyor kitabında: “Göreve başladıktan bir ay sonra akşam yemeğinde garson fatura getirdi. Faturada bir aylık yemek ücreti ve özel aldırdığımız diş fırçası, macun, parfüm gibi masraflar ve ağırladığımız konukların giderleri yazılıydı. Ben ve Başkan şaşırmıştık ama faturayı eşim gülümseyerek aldı ve maaşından kesilmesini emretti. Beyaz Ev’de yaşadığımız sürece yediğimiz yemeklerin ve kullandığımız malzemelerin ederini bizim ödemek zorunda olduğumuzu bize kimse anlatmamıştı.” Bill Clinton ailesinin de, “Beyaz Saray’dan ayrıldıklarında borç içinde ve beş parasız olduklarını ve kızlarının okul parası için bankadan kredi çektiklerini” söylemeleri büyük yankı bulmuştu.

Yıllık ortalama 500 bin dolar maaşı olan ve kira gideri olmayan bir aile neden Beyaz Saray’dan beş parasız ayrılmıştı? ABD başkanları kiranın dışında tüm masrafları maaşlarından karşılarlar. Beyaz Saray ise, devletin, Başkan’a tahsis ettiği bir misafirhanedir. Orada dört veya sekiz yılını geçirmek zorunda olan her aile kendinin ve ailesinin kişisel masraflarını cebinden karşılamak zorundadır. Sadece resmi devlet konuklarını ağırlama giderlerini devlet karşılar.

Başkan ve ailesinin kaldıkları kısımdaki çalışanların çalıştıkları saat ücretini Başkan öder. Kısaca kira ve elektrik dışında tüm masraflar Başkan’a aittir. Çünkü ABD bir monarşi değil, cumhuriyettir. Bu konut da saray değil bir evdir. Buranın gerçek adı Beyaz Saray değil Beyaz Ev’dir. ABD Başkanı, tatil masraflarını, dinlenme evinin hafta sonu giderlerini cebinden karşılar. Başkanlık uçağına devlet delegasyonundan olmayan tek bir kişi bile binecekse -ki bu kardeşi bile olsa- ticari uçağın ücretini öder. Burada kendilerinin istedikleri yemekler pişirilir, malzemeler ve ürünler istedikleri markalardan seçilir.

Çünkü mutfak giderlerini Amerikan halkı değil, Başkan ve ailesi öder. Burada verilen hizmet beş yıldızlı otel hizmetine denktir. Dolayısıyla ödemeler de beş yıldızlı otel düzeyindedir. Laura Bush da yazdığı anı kitabında Beyaz Ev’de yaşamanın çok pahalı olduğundan yakınıyor. “Giyeceğim giysilerin özel tasarım olması gerektiği koşulu vardı ama elbisenin ve tasarım ücretinin de Başkan ailesinden alınır,” demektedir. Başkanlara gezi ücreti olarak 100 bin dolar ödenir.

Fazla bir harcırah isteğinde bulunamazlar. Giderlerin yüksekliği düşünülürse alınan maaşın tamamı aylık masrafları karşılar. Çünkü ABD halkı, başkanına para kazanmak için oy vermez, hizmetinin karşılığında bir maaş öder. Başkan Ford, Beyaz Ev’den “Bugüne kadar gördüğüm en lüks sosyal yardım konutu” diye söz eder. Bu bina kompleks bir yapıdır. Aynı anda hem konut hem müze hem de devlet dairesidir. ABD süper güç olmasına karşın Beyaz Ev, dünyada en büyük devlet başkanı sarayı değil, aksine devlet başkanları içinde en küçük devlet başkanlığı konutlarından biridir.

1700’lerin dünyasında 13 kolonili devlet için inşa edilmiştir. Bugüne kadar hiçbir başkan bu sarayı büyütelim dememiştir. Çünkü bu bina bu ülkede demokrasinin devamlılığının sembolüdür. Bu eve başkanlar kiracı olarak gelirler ve görevlerini yaparlar. Mülk sahibi ise Amerikan halkıdır. Geri kalmış ülkelerde, monarşiye, krallığa özenen devletlerde gösteriş ön plandadır. Demokrat ülkelerde her şey şeffaf olduğu gibi mülklerin sahibi halktır. Unutmayalım ki Atatürk, Cumhurbaşkanlığı döneminde köşkün harcamalarını kendi cebinden yapmıştır.