Ah Ortadoğu!..

13.Temmuz.2017
  1. yüzyıl şairi Fuzuli ile aynı dönem başkent saray şairi Baki arasındaki temel fark, birisinin keyfinin yerinde olması, diğerinin ise ülkesinin devamlı işgal altında olması nedeniyle hüzünlü yaşam sürmesidir.. Çünkü Bağdat o yüzyıllarda şamar oğlanı gibi bir Osmanlı’nın topraklarına katılıyor bir Safevilerin. Ama olan orada yaşayan halka oluyordu.

O halkın içinde yaşayan Fuzuli de elbetteki şiirlerine hüznünü giydirecektir. Tamam da bugünün Bağdat’ı, Şam’ı, Filistin’i ve diğer Arap ülkeleri 21. Yüzyılda 16. yüzyıldan farklı mı? Emperyalist devletler ve emperyalist devletlerle işbirliği içinde olan ülkeler Ortadoğu’yu karıştırmakla meşguller. Amaç petrolü ellerinde tutmak.

Bugünlerde Suudi Arabistan, Mısır, Libya, Irak, Arap Emirlikleri gibi ülkeler, Katar’ı hedef aldılar. Katar oldum olası Suudilerın egemenliğine girmemiş ve bağımsızlığı tercih etmiş; kendisi küçük ama etkisi büyük devlet olarak varlığını sürdürmüştür. Doğal olarak Arap dünyasında Suudlar ABD ile işbirliği içinde yaşıyorlar.

Bir nevi ABD’nin 49. eyaleti gibi. Suudiler  kendilerinin oligarşik yönetimlerine risk oluşturan kişileri veya kurumları terörist ilan ettiler ve ediyorlar. Terör örgütleri  içinde Müslüman Kardeşler, El Cezire gibi kuruluşlar da var. Düşünün Hamas bile Müslüman Kardeşlerle ilişkisini kesti. Mısır ise  liderini içeri attı. Terör kavramı, zamana, yönetimlerin bakışlarına, hatta kendi özlemlerine göre değişiyor.

Dün FETO için Ergenokoncular, Balyozcular terörist kişilerdi. O günün suçlayıcıları bugünün teröristi oldular. Öyle bir yere geldik ki  Müslüman dünyası sanki ikiye bölündü. Bir tarafta Suudi  cephesi , diğer tarafta  da Türkiye ve Katar cephesi var. Filistin bile ikiye bölünmüş gibi. Suudi cephesi Katar’ı terörist ilan ediyor. En kolay yönetim, bölerek, gücü azaltarak oluşturulan yönetimdir.

Unutmayalım ki bu ayırımcılığın altında yatan temel neden BOP’un kolayca eyleme geçirilmesidir. Buna BİP yapılanmasını da katarsak yılların rüyası gerçekleşmiş olacaktır. Düşünebiliyor musunuz bütün Arap ülkeleri Suudi Kralı’nın yanında yer aldılar ve almaktadırlar. Aslında bu ülkeler, ABD’nin yanında yer almış oldular.

Katar için dost olan ülke Suudiler için düşman olarak anılmaktadır. Bu da İslam âleminin düştüğü durumu belirler. Biz ne yapacağız? Suriye politikasında olduğu gibi batağa mı saplanacağız yoksa tarafsız mı kalacağız? Bir tarafta kadınlara araba kullanma hakkı vermeyen ortaçağ kafası Suudileri mi destekleyeceğiz, yoksa servetine servet katan Katar Emiri’ni mi destekleyeceğiz? Aslında bu ülkelerde demokrasi yok, bize katkıları da yok.

Hatta İslam alemine de katkıları da yok. Bilmiyorum bu ülkelerde zor duruma düşen ne kadar Suriyeli göçmen yaşamaktadır? Ama ülkemizde bir şaşkınlık var.Yıllardır, İslam Birliği, İslam Konferansı gibi suni yaklaşımların bu ülkelerde birlik oluşturacağını sananlar gerçekten şaşkınlık içindeler.

Bunlar, birinci Dünya Savaşı’nda Arap ülkelerinde esir kalan gariban Osmanlı askerlerinin ne duruma sokulduklarını hiç okumazlar mı? “ Burası Huştur/ Yolu yokuştur/ Giden gelmiyor/ Acep ne iştir” Yemen Türküsü’nü hatta ağıtını hiç mi dinlemediler. Bence bu oyunun bir parçası olmazsak iyi olur. Çünkü bu oyunun faturası bize kesilecek gibi geliyor bana. Ne Şam’ın şekeri ne Arap’ın yüzü...