19 Mayıslarda Atatürk’ü ve gençliği anlamak…

19.Mayıs.2017

Gençler sürekli olarak büyükleri tarafından anlaşılmadıklarından şikâyet ederler. Bu, ergenlik psikolojisinin tabiî bir yansımasıdır.

Büyüklerinden baskı ve kısıtlama gören gençler, sıkışan gazın küçük bir boşluk bulunca püskürmesi misali, küçük bir serbestlikte içlerinde biriken stresi adeta kusarlar. Böyle bir imkân yakalayan gençler fırsat bu fırsat deyip ruhlarında çöreklenen zehri dışarı atarlar. İşi bu noktaya getirmemek gerekir.

Atatürk, gençleri fazlasıyla sever, onların görüş ve düşüncelerine saygı duyar, her fırsatta fikirlerini dinlerdi. Gençlere ve çocuklara ‘yarının büyükleri’ gözüyle bakardı. Dünyada gençleri onun kadar doğru anlayan ve gençlere onun kadar yakınlık gösteren bir başka lider göstermek sanırım mümkün değildir.

Onun içindir ki dünyada gençleri düşünüp onlara bayram ilan eden yegâne liderdir O... Bu onur sadece ona aittir. Atatürk de gençlerin büyükleri tarafından yeterince anlaşılmadığı iddiasındaydı. Onun için “Her kafanın anlamaktan aciz olduğu yüksek bir varlıktır gençlik” sözünü söylemiştir.

Demek ki gençliği anlamak ve o doğrultuda hareket etmek başlı başına bir erdemdir. Baskı ve korkuyla otorite sağlamak kalıcı neticeler getirmez. Anlamalı, anlatmalı, yol göstermeli... Gençlik, Atatürk’ün çizdiği çağdaş uygarlık yolunda ilerlemek için öncelikle Ata’sını çok iyi anlamalıdır. Atatürk’ün karakterinin temel dinamiklerini bilmeden, onun görüşlerini idrak etmeden çağdaş uygarlık yolunda ilerleyemezsiniz.

Bunlar sözlerle değil, hareketlerle yapılacak işlerdir. Nutuk’u okumayan ve anlamayan bir gençliğin Atatürkçülük iddiası temelsizdir, bu kuru bir iddiadan öteye de gitmez. Zira bilmeden anlamak olmaz. Kurtuluş Savaşı’nın öncesini, gerçekleşme safhalarını ve sonrasını çok iyi anlamalı ve etüt etmeliyiz. Bu savaşı kazanan ruhun inceliklerini kendi ruh dünyamıza nakşetmeliyiz. Gençliği bilinçli yetiştirmek mecburiyetindeyiz. Her gencin belli bir misyonu ve vizyonu olmalıdır. Kuru sloganlarla hiçbir yere varamayız.

Dudaklarımızdan dökülen sözler yürekten geçmedikten sonra bir şey ifade etmezler, tesirli olamazlar. Gençlerimize milli ve manevi değerleri, dayatmayla değil, ikna ettirerek ve inandırarak benimsetmeliyiz. Her yıl 19 Mayıs Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı’nda Türk gençliği Ata’sına bağlılığını belli bir metne bağlı kalarak dile getirir.

Güzel bir metindir “Gençliğin Ata’ya Cevabı”... Fakat bu sözler acaba bilinçli olarak mı söylenir? Gençler bu sözleri söylerken manasını idrak ederler mi? Bu hususta ciddi endişelerim var. Gençliğin Atatürk’ü hakkıyla tanıması, iyi bir düşünce altyapısının kurulmasıyla mümkündür. Bunu inşa edemedikten sonra, söylenen sözler beklenen tesiri gösteremez. 

Gençlik, çağın gereklerine uygun olarak tam donanımlı yetiştirilmelidir. Zira Türk gençliği iyi yetiştirilirse ülkemizin güven kaynağı olur. Gençlik bayramınız kutlu olsun...