Afyon kampı gündemi

09.Ekim.2017

Çok gündemli bir haftayı geride bıraktık. Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek konusu, Milli Takım’ın İzlanda mağlubiyetinin nedenleri, MTV oranının geri çekilme beyanatları, Idlib operasyonu, Devlet Bahçeli'nin savaş beyanatları ve AK Parti’nin Afyon kampı. Bugün konumuz Afyon kampı. olsun. Dört yıl sonra ilk kez Genel Başkan ve Cumhurbaşkanı olarak partisinin bu programına katılıyor.

Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Erdoğan’ın son dönemlerde yaptığı eleştirileri, eğer bir yazar kaleme alsaydı, bu yazıyı birçok gazete yayınlama cesaretini gösteremezdi, diyor Yeni Şafak yazarı Kemal Öztürk. AK Parti teşkilatlarından tutun bakanlıklara, ekonomiden tutun milli eğitime, kültürden tutun belediyelere, bürokrasiye kadar, Erdoğan’ın çoğu kez sert olan eleştirileri büyük dalgalanmalara neden oldu. 15. yılında, hala ülkenin en büyük ve en güçlü partisinde birtakım sorunların, aksaklıkların, tıkanmaların yaşanması normal. Bunu tespit edip, çözmemek normal olmaz.

Genel Başkan Erdoğan haricinde, partinin ve hükümetin üst düzey yöneticileri içinde öz eleştiri yapan ya da yaşanan sorunları dile getiren pek kimse olmadı. En azından kamuoyu önünde. Oysa herkesin cesurca eleştiri yapıp, sonra da aynı cesarette çözüm önerileri sunduğu bir zemin, AK Parti’nin önemli geleneklerinden biriydi. Önceki yıllarda, Kızılcahamam’da yapılan istişare toplantılarından birinde, milletvekilleri ve bakanlar oldukça sert tartışmalar yapmış, sonra Erdoğan şöyle demişti: “Bir odaya kapanın, duman çıkana kadar tartışın ve sorunları çözün.” Herkes eteğindeki taşı, dilinin altındaki baklayı dökmüştü ortaya. Faydasını da görmüşlerdi. Afyon’da AK Parti’nin istişare toplantısı var.

Metal yorgunu diye eleştirilen teşkilatlar ve belediyeler burada bir kez daha tartışılacak. Tabi sadece bunlar değil, partinin yaşadığı tıkanma, gerileme ve mutsuzluk da konuşulur sanırım. Erdoğan’ın eleştirileri sonrasında çözüm olarak bulunan, il başkanlarını ve belediye başkanlarını istifa ettirme süreci, kanımca kampın ilk gündem maddesi. Bu kampta cesurca bir tartışma zemini olacaksa, bu AK Parti’nin çok faydasına olacak. Kimi zaman bu sütunlarda dile getirdiğimiz öz eleştiri yazılarından sonra arayan bakanlar, parti yöneticileri, teşkilat mensupları içlerinde taşıdıkları kaygıları ve eleştirileri dile getirdiğimi söylerler bana.

Onlara söyleyemedim ama böyle üst düzey yöneticilerin bu kaygı ve eleştirilerini neden Cumhurbaşkanının da bulunduğu toplantılarda dile getirmediklerini sık sık düşünürüm. Sonunda onların dile getirmediği eleştirileri Erdoğan bizzat kamuoyu önünde sert biçimde dile getirdi. Demek ki partide ve yönetimde sorunların olduğu bir gerçek. Bunu tartışmak ve sağlıklı çözüm yolu bulmak da işte bu tür öz eleştirilerin yapıldığı kamplarda mümkün.

Orada sorun yokmuş gibi susanların vebal altında olduğunu hatırlatmakta fayda var. Son grup konuşmasında Genel Başkan Erdoğan çok önemli şeyler söyledi. "Devir ne köken, ne cemaat, ne hizip hesabı yapma devridir. Beton gibi sapasağlam olmamız gereken bir dönemden geçiyoruz. Birleşeceğiz, bütünleşeceğiz, kenetleneceğiz ve gümbür gümbür hedeflerimize devam edeceğiz. Kalbi kayan varsa, ne yapıp edip onların da gönlünü kazanacağız.

Artık bizim terör örgütlerine, bölücülere, fitnecilere kaptıracak tek bir kardeşimiz dahi olamaz. Ancak, hesabi değil, hasbi olursa zaten mesele kalmaz ama hesabi olursa o zaman durum zorlaşır. Buraya bir siyasi parti olarak bakanlar yanılgıdadır. Buraya bir dava olarak bakanlar varsa istikamet üzeredir.

Bölücü örgütün saldırılarında yeteri kadar insanı kaybettik. FETÖ gibi bir kanser hücresi gibi ülkemizi saran ihanet çetesine insanımızı kaptırdık.” Yeni Şafak yazarı Kemal Öztürk'ten alıntımızda şöyle diyor: "Eğer Afyon’da soru sorma hakkım olsaydı, bu çok önemli tespitten sonra bir soru sormak isterdim: ‘Tek bir kardeşimizi kaybetmek istemeyen Cumhurbaşkanımız, acaba yüzlerce dava insanının küstürülmesine, dışlanmasına, lejyonerler tarafından medyada linç edilmesine ve safların bozulmasına ne zaman müdahale edecek?’ Belki bu soruyu bir arkadaşımız benim yerime sormak ister.”