Dünya

ABD'de adım adım gelen siyasi kriz

Rusya'ya bilgi sızdırdığı tartışmaları kapanmadan ABD Başkanı Trump ile ilgili yeni bir iddia ortaya atıldı.

18.Mayıs.2017
ABD'de adım adım gelen siyasi kriz

Rusya Dışişleri Bakanı Sergei Lavrov’la IŞİD hakkında son derece gizli bilgiler paylaştığı yönünde çıkan haber gündemdeki yerini korurken ABD Başkanı Donald Trump hakkında yeni bir iddia daha ortaya atıldı.

New York Times gazetesi, ABD Başkanı Donald Trump'ın, görevden aldığı eski FBI başkanı James Comey'den, eski ulusal güvenlik danışmanı Michael Flynn'in Rusya'yla bağlantılarına ilişkin ilgili yürütülen soruşturmayı kapatmasını istediğini iddia etti.

James Comey, geçtiğimiz hafta Trump tarafından görevden alınmıştı.

Michael Flynn ise, göreve gelmeden önce Rus yetkililerle görüştüğü iddialarının ardından gelen baskılar üzerine Şubat ayında istifa etmişti.

Gazete, Trump'ın bu talebini, Şubat ayında Beyaz Saray'da gerçekleştirilen bir toplantı ardından Flynn'e ilettiğini yazdı.

New York Times bu bilginin, Comey'nin toplantı ardından yazdığı tutanakta yer aldığını belirtti.

'Flynn iyi bir adam'

Tutanağa göre Comey bu talebe yanıt vermedi, sadece Trump'ın "Flynn iyi bir adam" sözüne cevaben, "Katılıyorum, iyi bir adam" dedi.

Beyaz Saray'dan yapılan açıklamada, 'Trump'ın Comey'den veya başka birinden, General Flynn'le ilgili soruşturma da dahil olmak üzere herhangi bir soruşturma  yı kapatmayı istemediği' belirtildi.

Comey'nin görevden alınması Washington'da büyük tartışma yaratmıştı.

Trump'ı eleştirenler, ABD Başkanı'nın bu hamleyle, FBI'ın, Rusya'nın ABD seçimlerine olası müdahalesi ve Trump ile Moskova arasındaki olası bağlantılarla ilgili yürüttüğü soruşturmaları kapatmaya çalışmakla suçluyor.

Trump ise Rusya ile bağlantı iddialarını reddediyor.

TRUMP GÖREVDEN ALINABİLİR Mİ?

Trump ile ilgili bu iddialar adaletin engellenmesi olarak yorumlanırken, bu durumun ABD'de başkanın görevden azil sürecinin gerekçelerinden biri olabileceği yorumları da yapıldı.

ABD Temsilciler Meclisi'nin Florida'dan Demokrat Üyesi Ted Deutch Salı günü Twitter'dan yaptığı açıklamada FBI'a bir soruşturmadan vazgeçmesine yönelik talebin adaletin engellenmesi niteliği taşıdığını ve bunun da azil gerektiren bir suç olduğunu belirtti.

Son yüzyılda iki ABD Başkanı azil süreci ile karşı karşıya kalmıştı. 1974'te Richard M. Nixon ve 1998'de Bill Clinton yargıya müdahale etmekle suçlanmıştı.

New York Times'a değerlendirmelerde bulunan Stanford Üniversitesi Öğretim Üyesi ve eski federal Yargıç David Sklansky yargıya müdahale durumlarını yorumlamanın belirsiz bir görev olduğuna dikkat çekerken, görevden azil süreçlerinin de farklılıklar gösterdiğine vurgu yaptı. Bu sürecin yarı hukuki yarı siyasi olduğuna dikkat çeken Sklansky ABD Temsilciler Meclisi ve Senatosu'nun sürece ilişkin standartların gerçekleşip gerçekleşmediğini belirleyen organlar olduğunu not etti.

Başka deyişle başkanın görevden alınması için Temsilciler Meclisi'nde salt çoğunluğun, Senato'da ise üçte iki çoğunluğun bu yönde oy kullanması gerekiyor. Bu durum konuyu hukuki bir problemden çok siyasi olarak ele alınmasına yol açıyor.

FLYNN, GÜLEN'İN İADESİNİ SAVUNUYORDU

Emekli Korgeneral Flynn, "Fethullah Gülen'in iade edilmesi gerektiği" düşüncesini savunduğu makalesi ile Türkiye kamuoyunun gündemine gelmişti.

Flynn ve şirketi Flynn Intel Group Inc, geçmişte 'Türkiye Cumhuriyeti'nin çıkarına olabilecek lobi faaliyeti yürüttüklerini' kabul etmişti.

Söz konusu faaliyete yönelik sözleşmenin de Donald Trump'ın 8 Kasım'da ABD Başkanı seçilmesinin ardından feshedildiği belirtilmişti.

Ancak Flynn'in lobi faaliyetleri görevde olduğu sürede de Amerikan kamuoyunda tartışılmaya devam etmişti.

İDDİA PİYASALARDA HIZLI ETKİ YARATTI

İddialar piyasaları da tedirgin etti. Bloomberg Dolar Endeksi kayıplarını 6. gününe taşıdı. Endeksin sadece son iki gündeki değer kaybı yüzde 0,72 seviyesinde.

ABD Başkanı hakkında, ispat edilirse "adalete engel olmak" olarak değerlendirilme ihtimali bulunan iddiaların piyasalar üzerinde olumsuz etkileri oldu. Yatırımcılar ABD tahvilleri, Japon Yeni ve altın gibi risk algısının bozulduğu dönemlerde yöneldikleri yatırım araçlarında alıma geçti. Dolar neredeyse tüm G-10 para birimleri karşısında değer kaybederken ABD 10 yıllık tahvil faizi bir ara yüzde 2,3’ün altına indi.