Türkiye gıda açısından kendine yeterli mi?

08.Eylül.2017

Bu konu Türkiye’de gereğinden fazla tartışıldı. Fakat uzlaşma sağlanamadı. Çünkü, değerlendirme farklı kriterlerle yapılabiliyor ve kritere göre sonuç farklı olabiliyor. Bu amaçla; daha çok ihracatın ithalatı karşılama oranı (İİK), kendine yeterlilik düzeyi (KYD), yetersiz beslenme yaygınlığı (YBY) ve gıda güvencesi indeksi (GGİ) gibi verilerden yola çıkılıyor. Bunlardan, ihracatın ithalatı karşılama (İİK) oranı, sektör (tarım) veya ürün grubu (gıda) bazında değerlendirmeye uygun bir kriterdir. Bu amaçla o sektörün ihracattan elde ettiği dövizin ithalat için harcadığı dövize oranı (İİK,%) hesaplanıyor. Eğer bu oran 100 den fazla ise dış ticaret fazlası, 100’den küçük ise dış ticaret açığı var demektir. Dış ticaret fazlalığı, dolaylı olarak o ülkenin kendine yeterliliğini de gösteriyor.

TİM1 Tarım Raporu (2017)’na göre Türkiye’de tarım sektörünün 2014 yılı ihracatı 50.7, ithalatı ise 34.0 milyar dolardır. Bu veriler tarım sektörü için İİK oranının %149 olduğunu gösteriyor. Aynı yıl gıda (su ürünleri dahil) ihracatı 16.5, ithalatı ise 10.2 milyar dolar ve gıda için İİK oranı ise %162’dir. Ancak bu oran, gıdanın işlenme düzeyine göre değişiyor. İşlenmemiş tarım ürünlerinde (buğday, pancar, süt vb) %107 iken, az işlenmiş gıdalarda (un, şeker, süttozu vb) %151, çok işlenmiş gıdalarda(makarna, peynir, reçel vb) %458 düzeyindedir. Başka bir deyişle, gıda açısından dış ticaret fazlası söz konusudur ve bu fazlalığın işlenmiş gıdalarda yüksek olması da olumludur. Ancak, yalnız bu kritere bakarak Türkiye’nin gıda açısından kendine yeterli olduğunu söylemek doğru olmaz.

Çünkü dış ticaret fazlalığı, o gıdanın yeterince tüketildiğini göstermez. Çünkü İİK oranının yüksekliği ithalat kısıtından da kaynaklanabilir. TÜİK2 tarafından yayınlanan ürün denge tabloları, kendine yeterlik düzeyi (KKD)’nin ürün bazında değerlendirmesini sağlıyor. Bu değer, söz konusu ürünün o dönemdeki üretim miktarının yurtiçi tüketimi karşılama oranını gösteriyor. Gerçi bu açıdan bakıldığında kendine yeterli ülke yok gibidir. Çünkü her ürünün her ekolojide yetişmesi söz konusu değildir. Örneğin Türkiye gıda genelinde kendine yeterli olsa bile kahvede kendine yeterli olamaz. Çünkü Türkiye’de kahve yetişmiyor. Ancak, ülkede yetişmesi söz konusu bir üründe yetersizlik varsa bunun irdelenmesi gereklidir. TÜİK raporuna göre 2015-16 döneminde Türkiye’nin kendine yeterli olduğu başlıca ürünler; tahıl, meyve ve sebze grubudur. Buna karşılık baklagil, yağlık tohum grubunda kendine yetmezlik söz konusudur. Gerçi “kuru soğana muhtaç” değiliz ama çayda bıçak sırtında duruyoruz. Burada irdelenmesi gereken iki önemli nokta var. Birincisi; et ve süt gibi başlıca iki temel gıdanın neden bu raporlarda yer almadığıdır.

gida

İkincisi ise; Türkiye’de yetişebilen ve protein kaynağı olan baklagillerde (nohut, mercimek ,fasulye vb) kendine yeterlikten neden uzaklaşıldığıdır!.. Konu gıda olunca kendine yeterliğin en doğrusu beslenme gereksinimi açısından değerlendirilmesidir. Gerçi, yetersiz beslenme yaygınlığı (YBY) açısından Türkiye’nin durumunu yansıtan güvenli bir kaynak yoktur. Ancak, günlük diyet enerjisinde hayvansal protein oranının oldukça düşük olduğu bir gerçektir. Çünkü; protein kaynağı olan et ve süt tüketimi diğer ülkelere göre oldukça düşüktür. 2013 yılı verilerine göre kişi başına et tüketimi ABD’de 108.9 ve AB’de 77.1 kg iken Türkiye’de 32.6 kg’dır. Başka bir deyişle Türkiye’de et tüketimi ABD’nin 1/3’ünden, AB’nin ise ½’sinden daha azdır. Ayrıca dünya ortalamasından (38.7 kg) daha düşüktür. Süte gelince; yılda kişi başına içme sütü tüketimi İngiltere’de 100 kg, Fransa’da 68 kg, İtalya’da 63 kg iken Türkiye’de 24 kg’dır.

Süt eşdeğeri tüketim ise ABD’de 292 kg ve AB’de 342 kg iken Türkiye’de 146 kg kadardır. Dolayısı ile dengeli beslenme kriterine göre Türkiye’nin gıda açısından kendine yeterli olduğu söylenemez. Öte yandan EIU3, global güvencesi endeksi ile ülkeleri değerlendiriyor. Bu değerlendirmede gıdanın bulunabilirliği (var olması), erişebilirliği (satın alma gücü vb), kalitesi ve güvenliği (amaca uygunluğu, sağlığa zararsızlığı) dikkate alınıyor. Her bir faktör 100 üzerinden değerlendiriliyor. 2016 yılı değerlendirmesine göre Türkiye’nin puanı; bulunabilirlik açısından 64.8, erişebilirlik açısından 59.8, kalite ve güvenlik açısından ise 69.9, genel skor açısından 63.3 ‘tür. Bu puanla Türkiye; 113 ülke arasında 45. sırada yer alıyor. Bu veriler de Türkiye’nin gıda açısından kendine yeterli olduğunu doğrulamıyor. Kısaca, Türkiye’nin gıda dış ticareti açısından fazlası olsa bile gıda tüketiminin dengeli beslenme açısından yeterli olduğu söylenemez. Ayrıca; tarım/gıda potansiyeli açısından Türkiye’nin kendine yeterliğin çok ötesine geçmesi gerekiyor...

Yazarın Diğer Yazıları