Trabzon'un sokakları

10.Ekim.2017

Trabzon'un sokaklarında herkes konuşuyor. Kimi sadece konuşmuş olmak için konuşuyor. Kimi hükümet kuruyor, kimi hükümet yıkıyor. Kimi cumhurbaşkanını, kimi başbakanı, kimi Kılıçdaroğlu'nu, kimi içtiği çayı konuşuyor. Yani demek istiyorum ki, insanların büyük çoğunluğu konuşuyor ama asıl konuşulması gereken kendi sorunlarını unutuyor, konuşmuyor. Vatandaşın çocuğu okula gidiyor. Aldığı eğitim, dengesiz, amaçsız, kalitesiz ve ucu açık. Vatandaşın çocuğu okulunu bitiriyor, Aldığı diploma işe yaramıyor. İş bulamıyor.

Günlük harçlığını dahi babasından aldığı üç beş lira ile karşılamak zorunda kalıyor. Evinde bir, iki, üç, hatta dört yetişkin çocuğu olan babalara, annelere Allah kolaylık versin. Anne ve babasına muhtaç olan gençlerimize de Allah kolaylık versin. Tamam tevekkülümüzü Allah'a bağlayalım da, şu yöneticilerimizi de biraz uyaralım, silkeleyelim. Trabzon'un sokaklarında gezmeye karar verirseniz, sakın Maraş Caddesi'nden geçmeyin. Çünkü her an bir kazaya maruz kalabilirsiniz.

Gerçi orada trafik akımı durduğu için trafik kazasına uğramazsınız. Fakat her an bir yürüme kazasına uğrayıp bacağınızı kırabilirsiniz. Dinlenmek için Meydan Parkı'nda oturup çay içmeye karar vermeden önce cüzdanınızdaki para durumunu kontrol edin. Sizi orada gören bir iki arkadaşınız masanıza gelirse konkordatoya bile düşebilirsiniz. Hatta hesap gelince mutfakta bulaşık yıkamak mecburiyetinde dahi kalabilirsiniz. Trabzon'un sokaklarında gezinirken sakın ha meydandan sahile inmeyi düşünmeyin. Çünkü deniz kenarına ulaşmak için insanlara layık bir bağlantı yolu bulamayacaksınız.

Hele geceleri karanlıkta deniz kenarında çay içme arzunuzdan mutlaka vazgeçin. Ya aydınlatılmış uygun bir yol bulamazsınız, ya da şehirler arası yoldan geçerken trafik terörüne kurban gidebilirsiniz. Hele bayansanız... Trabzon sokaklarında dolaşmayı asla düşünmeyin. Erkekler için de kısıtlı olan tuvalet ihtiyacı sizler için hiç düşünülmemiştir. Bizi ve şehri yönetenler, insanların bu temel ihtiyaçları için bir şeyler yapma gereğini biraz olsun akıllarına dahi getirmemişlerdir. Boztepe, Çukurçayır taraflarını unutun. Yol yok, gidemezsiniz. Şayet daracık bir yol bulup gidebilirseniz oralarda havasızlıktan boğulma tehlikesi ile karşı karşıya kalabilirsiniz. Çömlekçi zaten bize ait değil, gitmeyin.

Trabzon'un sokaklarında dolaşırken alışveriş yapmayacaksanız sakın ha bir esnafa uğrayayım falan demeyin. İşsizlikten bunalan esnaf sizi kovabilir. Dolmuşta kimseye sataşmayın. Trafikte kimse ile dalaşmayın. Bürokraside memura karşı ceketinizi düğmeleyin. Sadece 'baş üstüne efendim' deyin. Çay ocağında dikkatli konuşun. Beştepe'deki yerleşkeye asla saray demeyin. Başınıza sıkıntı açabilirsiniz. Hele hele gazeteci iseniz, aman ha! Tehlike çok büyük. Çok dikkatli olun. Fındık fiyatlarını, çocuklarınızın işsizlik sorunlarını, adaletsizlikleri, eğitim sistemi tartışmalarını, terör meselelerini, iç politikayı, dış politikayı, şehir merkezindeki doğal gaz sorununu falan konuşmayın. Belediye hizmetlerini zinhar dilinize dolamayın. Görmeyin. Duymayın. Söylemeyin. Zaten herhangi bir yararı da olmaz. Boş verin. "Biat edin rahat edin" diyeceğim de, biat etmenin sonu ne getirir bilemiyorum. Umutsuzluktan ve karanlıktan çok korkuyorum.