Trabzon'un altını oyun!

06.Ekim.2017

İlk etapta size kötü gelen bu “altını oyun” başlığı, aslında önemli bir sorunun çözümü... Geçtiğimiz hafta Paris’in her noktasını gezerken, kentin sorunlarının “özellikle de ulaşımın” nasıl çözüldüğünü anlamaya çalıştım. Sonra da, bu çözümü ülkeme nasıl taşırız özellikle “Trabzon için neler yapılabilir ”diye düşündüm. Yoğun göç almasına ve hızlı kentleşmesine rağmen “Paris’i yaşanabilir ve sakin kılan her neyse biz neden kullanmayalım ki!” Sadece ulaşım ve müzelerin dizaynı değil elbette ilgimi çeken, kentin insanlara ve turistlere sunduğu sosyal ve kültürel alanların renkliliği de dikkat çekici...Bu da TURİZM adına önemli bir konu.

Paris her konuda örnek bir kent değil ELBETTE. Yollarda, kavşaklarda şoförler, KORNA çalarak birbirlerine selam vermiyor ya da küfür etmiyorlarsa, bunu Fransız’ın kibarlığında(!) veya insanları rahatsız etmemek adına gösterdikleri nezakette aramadım tabi ki. İletişime girdiklerinizden ve özellikle de güvenlik mensuplarından gördüğünüz kaba ve sert tavırlardan anlıyorsunuz ki, Fransızlar aslında hiç de kibar ve anlayışlı değiller.

Duyduğunuz tek güzel söz, “merhaba ve teşekkür” kelimelerinden öteye gitmiyor. Orada yaşayan bir Türk vatandaşımızın dediği şu: “O kadar ben merkezliler ki, kendileri dışındaki (etnik) grupları öteki olarak değerlendirmekte ve ötekileri de değersiz görmekteler.” Kısacası Fransızcanın dışında, başka bir dilin konuşulmasına koyulan yasak bile, “ortak dil” ve “gönül birliği” ortamının oluşmasına yetmemiş. Ülke kocaman bir şirket görüntüsü veriyor. Aldığı büyük göçler neticesinde kentin sosyal düzeni bozulmamışsa eğer, bunun nedeni kurallar kenti olmasındandır.

Sadece kentte yaşayanlar değil, kente gelen yabancılar ve turistler de aynı kurallara karşı hassas davranmakta, “yol gösterici ve izah edici levhalar” sayesinde de hiç güçlük çekmeden kente uyum sağlamaktalar. En çok dikkatimi çeken bir diğer husus, turistik bölgelerin yanında, en seçkin alışveriş alanlarında çok yoğun olarak karşılaştığınız Çinliler. Fransa neredeyse Çinliler tarafından istilaya uğramış gibi... Her üç adımda bir çekik gözlüyle karşılaşıyorsunuz.

Son yıllarda Trabzon’da adım başı rastladığımız Arap turistlerin yerini burada Uzak Doğulular almış. Asıl konumuz, bunca kalabalığa rağmen ulaşımda bir sorun ve kent trafiğinde bir kargaşa ortamının yaşanmıyor olması. Bunun nedeni ise hayranlık uyandıracak şekilde yapılmış, kentin dört bir etrafını saran “metro ve trenden oluşan” ulaşım ağı.

Metro, halkın yaşamını kolaylaştıran çok önemli bir alan. Birçoğunun iniş ve çıkışlarında yürüyen merdiven olmaması yüzünden yüzlerce merdivenden tırmanmak zorunda kalsanız bile, ulaşımda tercih raylardan yana. Kent resmen altından oyulmuş. Kaldırımlarda insanlarla neden çarpışmadığınızı, taşıtların üzerinize neden çıkmadığını, korna kirliliğinin neden yaşanmadığını şimdi anlıyor musunuz?

Kent ULAŞIMI yerin altına alınmış. Gezim boyunca kendi kendime hep aynı soruyu sordum: “Ulaşım sorunu yüzünden gittikçe yaşanmaz hale gelen Trabzon’da, böyle bir düzeni neden kuramıyoruz? Yıllardır sadece tartışmakla yetindiğimiz raylı sistem için daha neyi bekliyoruz?” Öncelikle beklentimiz ve Trabzon’un ihtiyacı olan, bazı cesur kararların adamı olacak yöneticiler.

OYULACAKSA OYUN!

Trabzon Paris gibi bir marka kent olmayı, Trabzonlular da kentli olmanın ayrıcalığını yaşamayı, çok fazla hak ediyor çünkü.