Trabzon'da dikkat çekici çalışmalar (II)

18.Eylül.2017

Siz durup dururken, yenilenmesi üzerinden daha birkaç yıl henüz geçmiş olan “Ortahisar Camii’nin” bir anda inşaat alanına çevrilmesine bir anlam verebildiniz mi? İlk defa aslına uygun olarak yenilenen, yani kilise motifleri ve yapılanması bütün çıplaklığı ile ortaya çıkarılacak olan bir restorasyon! Namaz kılarken bu kilise freskleri örtü ile kapatılacakmış! Buradan sormak istiyorum; Ecdadımız bu freskleri sıva ile kapatırken bizden daha mı az İslam’ı biliyor, bizden daha mı az İslam’ı gerçek emirleri ile yaşayıp yaşatıyordu? Aynı çalışma yarınki nesillerimiz için zararlı olma pahasına Pazarkapı Mahallesi’nde bulunan “Molla Siyah Camii’nde” yapıldı!

Bu neyin nesi anlamak mümkün değil! Yani yarınlarda; bir yolcunun bir tren istasyonunda beklediği süre kadar bir zaman diliminde Trabzon’da devlet kurmuş olan “Bizans artıkları” bu eserleri göstererek, burasının kadim bir Bizans toprağı olduğunu ortaya sürerlerse, bizler gençlerimizi nasıl inandıracağız! Bu nasıl bir sorumluluktur! Ortahisar’da müftülük binasına doğru giderken, köşedeki mescidin batı duvarına her nasılsa konulmuş olan bir “Hristiyan Bizans Haçı” kaybolmasın diye özel camekân yapılarak koruma altına alınmıştır.

Görmek isteyen herkes bunu gidip yerinde görebilir! Bu çalışmaları kimler yapıyor acaba? Vakıflar Bölge Müdürlüğü mü, Anıtlar Yüksek Kurumu mu, Büyükşehir Belediyesi mi? Çıkıp kekelemeden cevap vermelidirler! Böyle bir titizlik dünyanın hiçbir ülkesinde görülmemiştir! Tarihi eserlere saygı duyacak isek öncelikle kendi tarihi eserlerimize bu saygıyı göstereceğiz. Bu haçın bulunduğu taş konulduğu duvardan alınarak müzede sergilenebilirdi!

Böyle çalışmalar ile “Hristiyan Bizans eserlerini ortaya çıkarmak” elin oğluna; bak, burada senin dedenin bir kilisesi vardı, bu haç onun haçı idi, ama bizim vahşi dedelerimiz bu kiliseyi yıkmışlar ancak her nedense bu haçı kaybedememişlerdir! İşte bu haç bizim size hediyemizdir, kilisenizde muhtemelen buralarda bir yerlerdedir demek anlamına gelmez mi acaba! Moloz, Bat Pazarı, Kemerkaya, Semerciler esnafına sorun ve öğrenin! Her gün gelen turist guruplarının elinde haritalar buralarda kilise ve “Pontus kralının evini” arıyorlar!

Hatta şu anda PTT binasının arka kısmında bulunan Kur’an Kursu’nun yerinde bir kilise olduğu iddiasını ısrarla dillendirenler var! Bu mudur bu millete hizmet? Bu mudur Türk tarihine saygı? Bu mudur bu halkın inançlarına hürmet? Şehrin tarihine sanki yabancı kalmış bir yönetim anlayışı ile karşı karşıyayız! Koskoca KTÜ suskun, Sivil Toplum Örgütleri suskun, siyasi partiler suskun, meslek kuruluşları suskun! Ne oluyor ey millet? Kim susturdu sizi böyle! Yakın bir geçmişte “Ayasofya tarihi ile buluşuyor” sloganı ile Türkiye’de Ayasofya adıyla; İstanbul ve İznik’ten sonra üçüncüsü şehrimizde bulunan kiliselerden biri olan Ayasofya Kilisesi ihya edildi.

Şehrin en görünür yerinde etrafında yeşil alanlar oluşturularak ortaya çıkarıldı. Ayasofya’nın tarihi ile buluşması bize ne kazandırmıştır, anlayan olmamıştır! Halktan gelen tepkileri de azaltmak için kilisenin bir bölümünü güya cami olarak ilan edip birde başarı payesi almış bu yanlışa sebep olanlar! Hâlbuki ki bizler çok iyi hatırlıyoruz ki; Fatih Sultan Mehmet Trabzon’u fethettiğinde burayı cami yapan vakfiye hazırlatmıştır! Buna rağmen; Trabzon Türk Ocakları’na mensup bir grup vatansever insan, vaktiyle Ayasofya’nın bahçesinde buranın camiye çevrilmesi ile ilgili namaz kıldılar diye yıllarca bu şehirde yargılandılar! Aynı şekilde “Kızlar Manastırı” şehrin en hâkim noktasında özenle restore ediliyor!

Belli ki “Kızlar Manastırı tarihi ile buluşuyor” tanıtımı ile bu manastırın da etrafı bir güzel yıkılıp açılacak! Öyle ya, paralı turistlerimiz, sahilden baktıkları zaman bu haşmetli binayı görmeleri gerekir! Elin adamından üç-beş kuruş turizm geliri elde edeceğiz diye ne bu gayret, ne bu tarih bilmemezlik!

Avrupa ve Ortadoğu’da 25 ülkeyi gezip inceleme fırsatım oldu, TİKA’nın dışında, ecdadımızın eserlerinden bir tanesinin bile ilgili devletler tarafından restore edildiğine şahit olmadım! Şunu hiçbir zaman unutmamalıyız ki; tarih bize göstermiştir ki; bu milletin “merhamet ve hoşgörüsü” aynı zamanda kendisine ihaneti olarak bilinmelidir! Sözün bittiği yerdeyiz! Son yıllarda “kentsel dönüşüm” adı altında uygulanan projelerinle, iskeleti sağlam, iç donanımı ucuz malzemelerle inşa edilen düzgün mahalle ve binalar yapılmaktadır.

Ama aynı zamanda, bu yıkım alanları içerisinde kalan kadim “Hristiyan Bizans ve Roma kültürü” eserleri de asıllarına uygun olarak yenilenip ortaya çıkarılmaktadır! Trabzon’da olduğu gibi! İnsanın aklından geçmiyor değil; acaba “kentsel dönüşüm de bir proje midir?” Gelecek nesillerimiz için bilelim ve unutmayalım ki; bu gün hizmet olarak sunulan bu çalışmalar, yarınlarda tehlikeli gelişmelere sebep olabilecektir! Kendinimize gelelim ey millet!