Omurgasız pitonun heykeli olmaz

13.Ekim.2017

Olmaz arkadaş olmaz, omurgasız cüce pitonun heykelini yapacak heykeltıraş da bulunmaz. Nasıl bulunsun ki? Omurgasız birisinin heykelini bir bütünlük içerisinde yapmak mümkün mü? Adam adeta bukalemun gibi. İnsanlar bukalemun olmasın. Olduktan sonra ne yaparlarsa yapsınlar, geçmişlerini sorgulamakla bir gün baş başa mutlaka kalacaklardır. Şimdilerde Trabzon’da dolaşan bir cüce pitonumuz var. Bu cüce pitonumuz uzun bir zamandır kendini unutturmuştu. Geçmişte onun elini sıktı, bunun elini sıktı, ona başka yalan, buna başka yalan... derken eskiden, kendisinin saz heyetinde olan, yutmadığı eski çakalları ile yeniden bir saz ekibi kurdu ve tekrar başına geçti. Yeni bir şarkı derken gıv gıv da gıv gıv, tık yok... Sonunda kara gözlü çocuk: “Hocam buldum!” Karşısındaki hoca: “Nedir, ne buldun?” Kara gözlü çocuk: “Kendimiz ettik kendimiz bulduk, gül gibi sarardık solduk.” Nasıl hoca? Cüce piton olmaz. Kara gözlü çocuk: “Niye olmaz?” Yetkililer, etkililer dinleyecek, fırıldak yapacağımız büyük insanlar dinleyecek. Olmaz kara gözlü çocuk olmaz. Ya hoca, ben ona baba dedim, buna baba dedim, sonunda ihaneti kardeş edindim. Bak kapkara oldum. O zaman “Karadır şu bahtımız karayı” çalalım! Bak hoca, dünlerin toplamına bugünlerin itiraz edeceğini dahi kestiremiyoruz. Hiç ders almadık. 7 aydır boştayız, kimse bize talip değil. *Sebepleri de aynıdır. Sadece kendi yaşamını şekillendirmek adına yalanla dolanla, ona sarıl buna sarıl, dön arkanı onu ona sat, bunu buna sat, olunca al saz arkadaşlarını ister, konçerto çal, istersen Sinop’un etekli köçek havasını oyna, bundan sonra oynasan ne yazar ki? Toplum karşılık arar. Onun emeğinden, bunun emeğinden çalmayı, yutmayı ilke edinirsen daha da küçülecek, minnacık ‘cüce piton’ diye anılacaksın, bakacaksın ki hiç karşılığın kalmamış. Bugün olduğu gibi... Zaten karşılığın kalsaydı Trabzon’da bu hikayelerini yazan birileri çıkardı, Trabzon basın camiasına da bir hediye olurdu.  Piton kardeş, orman geniş; aslanın var, kaplanın var, kurnaz tilkin var, tavşanın var da, bir tane cüce piton öyküsünü anlatan kitabın var mıdır? Gidecek olduğun yeri yaşamın boyunca bilmediğinden, şimdi varmış olduğun yerde yabancılık çekmen normal. Paranoyak düşünceler ülkesinin gereğidir. Saz arkadaşlarınla her dakika yeni bir proje, yeni bir senaryo yazacaksın, köşe başlarında çakallarına yeni stratejilerini anlatacaksın. Başlamışsın da aferin sana. Bak yüzlerine, baktıkça onlara kim olduğunu, ne olduğunu anlayacaksın ama kimselere anlatamayacaksın; zira bu dünyada hiçbir şey gizli kalmıyor. Zamanı geldi mi herkes eteklerindeki taşları mutlaka dökecektir. Bayburt taşı mıdır, kara taş mıdır, kara gözlü müdür, nedir orasını ben bilemem. Aslandan, tilkiden, kara gözden, tavşandan bahsettik, Hacivat’ı sakın unuttum zannetmeyin. Gündem cüce piton olunca, Hacivat’a sıra gelmedi, onun da gazetecileri nasıl fişlediğini çok yakın zamanda sizlere ifşa edeceğim.

BİR KELİME HATASI VAR MIDIR?

Aynen aktarıyorum... Atatürk’ün 1927 yılında yaptığı konuşmanın bir bölümüdür: “Efendiler, biz tekke ve zaviyeleri din düşmanı olduğumuz için değil bilakis bu gibi yapıların din ve devlet düşmanı oldukları, öncesinde Selçuklu’yu, sonrasında Osmanlı’yı batırdıkları için yasakladık. Çok değil yüzyıla kalmadan sözlerime kulak vermezseniz, göreceksiniz ki bazı kişiler, bazı cemaatler yan yana gelip bizlerin din düşmanı olduğunu öne sürerek, sizlerin oyunu alarak başa geçecek, sıra devleti bölüşmeye geldiğinde de birbirlerine düşeceklerdir. Ayrıca unutmayın ki o gün geldiğinde her bir taraf bir diğerlerini dinsizlikle ve de vatan hainliği ile suçlamaktan geri kalmayacaklardır...” ARALIK AYI 1927 ANKARA

O GÜNLERDEN BUGÜNLERE...

250 yıllık ilk Osmanlı İmparatorluğundaki İslam yani Türk İslamı dünyada parlayan bir ışıkken ya ikinci 350 yıllık Osmanlı İmparatorluğunun Mercidabık ve Ridaniye savaşları sonucu 1517 halifeliğin İstanbul’a gelişiyle imparatorluk içerisine her türlü imkanlar karşılığı (sadece Arapların halife Yavuz Sultan Selim’e biat etmeleri karşılığı getirilen) Mısır’dan Arap diyarına kadar 2000 bin Arap mollanın, ulemanın, Ebu Suud efendilerin etkilerini tepkilerini anlatabilecek bir tarihçi varsa eğer yeni müfredatta anlatılmalıdır ki Arap İslamının sonuçlarının ne olduğunu: Ölümünden sonra 90 yıl ülke yöneten Büyük Önder’in böylesine önemli öngörüsünü ülke emanet ettiği Türk gençleri öğrenebilsin, ilimin, bilimin öncüleri olsunlar. Olsunlar ki S-400 füze kalkanını almak için Rusya’ya, topraklarımızda asfalt aşındıran otomobiller için her kesimin vazgeçilmezi olan Ipone’lar için yabancı ülkelere dolar-avro ödemeyelim. Küresel sermayenin etkilerini iliklerimize kadar hissetmeyelim. Beşinci dünya ülkelerinden et, saman almayalım. Tarım ülkesiyiz, kendi ürünümüzün sapını yabancılara tutturmayalım.

CHP İL YÖNETİMİNİN GÖREVİDİR!

“Bilgi zenginlikten üstündür” der Hz. Ali. Çünkü zenginliği CHP adına siz korursunuz, bilgi ise sizleri korur. Sosyal demokrat olarak Trabzon’da şu an baro başkanlığı yapan Av. Sibel Suiçmez’in siyasi yaşamını sizlere anlatacak değilim.  Sizlerin bilmesi gerekir ki -bildiğinizden de şüphe etmem- böylesine olağanüstü gelişmelerin içerisinde olan ülkemizin her parlayan ışığa ihtiyacı varken farkındalıklarımızı daha üst seviyede tutarak bu şehrin her konudaki sorununa cevap vermek için varını yoğunu ortaya koyan Sayın Sibel Suiçmez’i CHP çatısı altında görmekten daha güzel ne olabilir? Benim, senin, onun, diğerinin değil de toplumun her kesiminin huzuru için sahnede olan CHP’nin farklı imajını ülkenin her yanına yansıtmak için gidin beyler Suiçmez’i toplum adına ne şekilde olursa olsun CHP’ye davet edin, onurlandırın. İnancım odur ki Sibel Suiçmez her yönü ile bu yaklaşıma fazlasıyla layık bir insandır.