Ne çektin yayla evi

06.Ekim.2017

Zaman hayatı hızla değiştiriyor; önceleri inekleri otlatıp ekonomi yapılan yaylalar, değişen demografi ile mesire yeri haline gelince hemen fark edildi. Oysa yoksulu kimse görmez hesabı, yoksul yaylaları ve yaylacıları yıllarca kimse görmedi. Yaylalar fark edilince, ilk evler gözüktü.

Oysa orada hala kıt kanaat geçinen, dağ gibi sorunlarla boğuşan ve hala ekonomi yapan yaylacılar var. Sorunlarını kimse görmedi, doğaya uygun olmayan evlerinin yıkılması öne çıktı. Vatandaş fotoğrafını gördüğü ahşap, taş, doğaya uygun evi yapmak üzere, hesap yaptı, ustaya sordu, komşuya sordu, çıkamadı işin içinden...

Kısaca parası yetmedi. Vatandaş bunalmıştı zemini toprak, bir odalı, ‘hartoma’ çatılı, ineklerle iç içe yaşanılan, banyosuz, penceresiz evde yaşamaktan. Bütçesi ile kaderini değiştirmek istedi. Bazen vizyonu yetmedi. Doğaya uyumsuz betonarme, sıvasız, çok katlı ev yapmayı tercih etti. Kentlerde yaşayanlar için kolaydı, yılda 1 hafta gelip ay ne kadar çirkin evler yapıldı demek. Halk tercihini böyle kullanırken, halkı aydınlatacak, yönlendirecek ve kontrol edecek siyasetçi ve kanun sessiz kaldı.

Birçok konuda olduğu gibi doğayı oya ve ranta tahvil ederek gidişat görmemezlikten gelindi. Bam telimize dokunan, cevapları kendi içinde Sokrat soruları soralım: 1 Ocak 2017 tarihinden sonra yaylalarda yapılan evlerin yıkılması ile yayla mimarisi ne kadar düzelecek? Sadece evlerimizin tipi mi çirkin? Yaylaların yeşilini hoyratça yırta yırta aynı yere beş tane yol yapmadık mı? Sadece yaylalara mı? Köylerimizin ‘mezerelerin’ yaylalardan farkı ne? Ya Trabzon merkezine yaptıklarımız nedir? Biz dibimizdeki çirkin inşaatları görmedik ve görmemeye devam ediyoruz.

Ayder ve Uzungöl’deki kaçak binaların tartışması sıcaklığını koruyor. İlgililer gündeme gelmemesi için sessiz sedasız duruyor. Yaylalarda tek uygun mimari, Kadırga Yaylası’ndaki açık camidir. Karadeniz’de deniz kenarından yaylalara kadar mimariye neşter vurulması şart. Mimariyi ve doğayı korumak çok doğru. Buna kimse itiraz edemez. Ancak hakkaniyet ve adalet önemli.

Trabzon İl Özel İdaresi Genel Sekreteri İbrahim Kul, 2012 yılında, tip köy evi projesinden bahsederken 63 kişinin proje kapsamında ev yaptığını söylüyor. Oysa her bir köyde 1 ev yapıldıysa 400 üzerinde evin doğaya uygun yapılmadığının bir kanıtı. Ortahisar Belediyesi doğaya uygun 25 adet alternatif projeler üretildiğini övünerek söylüyor.

Ancak mahallelerde kuralı uygulayan yok. Gazeteci öneride bulunmaz ancak siz bunu projecilik tarafımıza verin. Sıvasız ve boyasız evler projesi başlatmak gerek. Projenin isimi “Evine Birlikte Dokunalım” olsun. Yıkmak yerine, önce var olanlara bir çare üretmek gerek, boya, renk, kaplama, sıva ne ise... Yaylacının hasretini, yokluğunu ve yoksulluğunu anlayarak yola çıkalım. Neşter vuracaksak güçsüzden değil güçlüden başlayalım.