Geçmiş mi gelecek mi?

23.Temmuz.2017

Bir tarafta, William Morris tarafından “Dünyanın en güzel köyü” olarak tanımlanan, İngiltere’nin Gloucestershire şehrinde bulunan Bibury, diğer tarafta birçok yazar ve şaire ilham kaynağı olan, Türkiye’nin medarı iftiharı, içerisinde bulunan herkese istisnasız huzur veren, Trabzon’da yer alan doğa harikası Uzungöl…

uz

Bibury

za_2

Uzungöl

Tarihi geçmişi olan nevi şahsına münhasır yerler, zaman içerisinde dönüşüme maruz kalan insanlar, sokaklar, binalar, devletler, kültürler… Modernizm uğruna eskiyi yok sayıp, yeni olanı sorgulamadan kabul etmek ya da biraz daha para kazanmak uğruna doğayı hiçe saymak. Bu bahsedilen unsurlar, tarih boyunca insanların karşılaştıkları, ya da baş etmek zorunda kaldıkları, insanoğlunun kendi başına ördüğü ağlardır.

XVI. yüzyıla ait yapıları içerisinde barındıran Bibury’e gittiğimde dikkatimi çeken ilk şey hiç bozulmayan, dokunulmamış yapısıydı. Taştan yapılmış müstakil evler düzenli tertipli ve temiz sokaklarda sıra sıra dizilmiş, gelen geçeni etkilemeye devam ederken, ortasından yavaş yavaş akan temiz ırmak ise kuş sesleriyle bütünleşerek misafirlerine huzur veriyordu.

Yaklaşık XX yıl önce çocukluğuma tekabül eden tarihlerde Uzungöl’e ilk gittiğimde hissettiğim şey, tam olarak o an anlamlandıramasam bile, hemen hemen Bibury ile aynıydı. Simetrik, hiç bozulmayan, sadece yeşilin tonlarını içeren, sonsuzluk ve yücelik hissi veren dağlar ve dağlarınhemen ortasında 1610/20 civarında olduğu düşünülen heyelan ile Haldizen deresinin önünün kapanması sonucu oluşan, etrafında İslam’ın sembolü Caminin olduğu ve Karadeniz kültürünün vazgeçilmezi ahşap evlerin kümelendiği eşsiz bir göl: Uzungöl.

Farklı tarihi geçmişe ve kültüre ait olan bu iki bölgenin ortak noktası, modern dünyadan kaçmak isteyen bireylerin, kafasını dinleyeceği bir yapıya sahip olmalarıdır. Hayvan seslerinin net bir şekilde duyulacağı, geleneksel kültürün görülebileceği ve doğayı içine çekerek hissedebileceği yerler her iki bölgede de mevcut, her iki yerde de insanları etkilemeyi başarıyor. Peki bu iki birbirinden güzel yer, hala aynı mı? Güzelliğini, doğasını, öz kültürünü korumaya devam ediyor mu?

Farklı kültürlere, farklı coğrafyaya ve farklı insan kitlesine sahip olan bu iki muhtelif yerler, insanda uyandırdıkları duygular ile birleşiyordu. Modernizmin katı bir şekilde hayatımıza tahakküm etmesi ve insan ihtiyaçlarının artmasından dolayı değişimin hoş karşılandığı bir dünyanın teşekkülü dokunulmamışlık hissini Uzungöl’den aldı. Bibury’de ise sokak taşları, evler, bahçeler, ağaçlar aklınıza gelebilecek her şey kendi öz kimliğini muhafaza etmeye devam etmekte. Gelişen teknoloji ve talepleri, kendi kültürüne adapte ederek kullanan bir kültür, kendisini geliştirdiği gibi öz, milli değerlerini de koruyarak geleceğe uzanır. Bibury örneğinde olduğu gibi. Uzungöl örneğinde ise karşımıza çıkan, var olanı popüler hale getirip, insanlar için daha cazip hale sokup sıradanlaştırmak. Çok şey kaybetmiş değiliz, yanlışlar üzerinde diretip uzatmak da çözüm değil. Bundan sonrası için, elimizdekini olduğu gibi koruyup, popülerlik uğruna heba etmemektir önemli olan.

Yazarın Diğer Yazıları