Fındıkta TMO'nunki; bugünün değil, 2017'nin fiyatı hesabına

21.Nisan.2017

Fındıkta garabeti irdelemeye nereden başlasam diye karar veremez iken, TZOB Yönetim Kurulu Üyesi Arslan Soydan'ın gazetedeki açıklaması "imdadıma yetişti" dersem inanın! TMO'nun fındık alımına başlaması ile fiyatta istikrarın oluşacağını belirten Soydan; "Üretici olarak bizler, yüksek fiyat değil, makul fiyat istiyoruz" şeklindeki açıklamasıyla habere başlık attırınca, Arşimet'in "Tamam. Buldum! Buldum" deyişi gibi kendi kendime seslenmedim değil!

Çünkü, Tarım Bakanı Faruk Çelik tarafından TMO adına yapılan açıklama da fındığın kilosunun 10 ile 10.5 liradan satın alınacağı bildiriliyordu. Bu "10 lira" denilen fiyata başta Ziraat Odaları başkan ve temsilcileri olmak ahalinin epeyce bir kısmı daha dün isyan etmiyorlar mıydı? Kurşun atmıyorlar mıydı? Şimdi; geçmişte "15 liradan aşağısı korutmaz" diyerek, başta fındık ihracatçıları ve sanayicilerine demediklerini bırakmayanların şimdi 10 lira için hangi demden vuracaklarını ben "dört gözle" bekliyorum.

Ama, onların her nedense gıkları çıkmayacak gibi! Yoksa TMO'nun verdiği 10 lira, hadi diyelim haksız yere saldırının merkezine oturttukları Ferrero başta olmak üzere ihracatçı ve sanayicinin 10 lirasından daha mı değerlidir? Kaldı ki, kesintiler çıktıktan sonra TMO'nun fiyatı zaten kiloda 1 TL'ye yakın azalması da cabası... Tabii bir de söz konusu fiyatın 50 randımanlı fındık için olduğunu hatırlatmama da gerek yok.

*

İşin bir başka tarafı daha var ki, o da TMO'nun fındıkta 2006-2008 yılları arasındaki alımlarında yaşananları kapsıyor. İnanın oraya hiç ama hiç dönmek dahi istemiyorum. Çünkü elimde tutuklamalara kadar varan yolsuzlukların yer aldığı yığınla dosya var. Her yönüyle tepeden tırnağa bir yanlışlık dönemi. Her ne ise, dün de ifade ettim. Bırakın bugün devlet adına ilan edilen 10 TL'ye sesini çıkarmamayı, daha dün neredeyse 20 liraya bile "yetmez" diyenlerin söylediklerinin hepsi kayıtlarda mevcut. Yeri gelmiş iken, bu söylemler sadece Ziraat Odaları temsilcilerine ait olmadığını da hatırlatalım.

Nice Ticaret Borsası Başkanı, Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı da bu yüksek fiyat kervanın öyle veya böyle yolcularından olmuştur. Pozisyonları için olsa gerek!

*

Şimdilik bunları bir kenara koyarak, 2009'daki serbest piyasa sistemi taahhüdünü büyük bir yanlışla kenara koyan devlet-i aliyenin, 10TL'lik fiyatındaki hesabı bana göre 2016 fındığı için değil, 2017'deki rekolte içindir. Çünkü, TMO'nun alım bedeli zaten bugünkü serbest piyasa sistemi fiyatıdır. Buradaki hesap, son yılların ortalaması ile 600 bin ton civarında olan rekoltenin görünür haliyle 2017 rekoltesinin de bunun çok üzerinde olacağı için, fiyatın hatırı sayılır ölçüde düşebileceğidir. İşte devlet bana göre bu düşüşe karşı şimdiden 10 liralık bir taban koyarak aşağıya inmesine karşı tedbir almıştır. Tutar mı? Var ise verecek 3-5 milyar dolarının niye tutmasın?

*

Buradan hani denir ya "sıcağı sıcağına" diye... İşte öyle bir yere geçelim. O da Tarım Bakanı Faruk Çelik'in açıklamalarında yer alan ve "aklınızı başınıza toplayın" dedirtecek türden ayrıntılara. Bakan Çelik, açıklamasında Türkiye'nin fındıktaki yerini nasıl tarif etti? "Dünya fındık ticaretinin yüzde 76'sını, üretiminin de yüzde 60'ını Türkiye gerçekleştiriyor." 40 yıldır bu konuyu bilmeden(!) yazan birisi olarak, meslek yaşantımın büyük kısmında ben haberlerime nasıl başlardım bilir misiniz?

"Dünya fındık üretim ve ihracatının yüzde 75'den fazla bölümünü elinde bulunduran Türkiye...." diyerek. Bakan ne diyor? " ...yüzde 60 üretim." O da şimdilik! 5 yıl sonra "fındığın yüzde 50'sini üreten Türkiye" şeklinde açıklamalar yapılacağı da artık bal gibi ortada... Gelelim bir "kıssadan hisse" hesabını yapmasını bilenler için açıklamanın bir başka bölümüne: "...sağlanan alan bazlı destekler fındık üretimindeki maliyetin yaklaşık yüzde 42'sine tekabül ediyor." Bu da alan bazlı destek 1.80 TL olduğu için, Bakan Çelik'e göre, bir kilo fındığın maliyetinin 4.50 TL olduğu anlamına gelir ki, "6-7-8 yetmez, 10-11 TL'dir" diye maliyet adına açıklama yapanlara da ithaf olunur! Devam edeceğiz. Kaldığımız yerden. Sırada garabetin öncesinde hezeyan şeklindeki beyanatları hatırlatmak var.