Çayda da "Yat" devri!"

13.Ekim.2017

Meslektaşım Mustafa Bayrak’ın önceki gün Rize’den kaleme aldığı “Yat Devri” başlıklı yazısını okuyunca, “Vah vah! Demek ki fındıktan sonra çayda da üretici tembelliğe başladı” demedim değil! Çayda çalışmayı ele alarak, “Herkesin dilinde tembel bir nesil ibaresi var. Doğru. Peki kim tembelliğe alıştırdı? Uzaydan gelip birileri alıştırmadı” diyerek bugün çay bahçesine girmeden çaydan para kazanmayı (hem de Gürcü işçilere 70-80 milyon lira toplama parası vererek) hedefleyen üretici mantığına dikkat çeken Mustafa Bayrak’ın yazısından sonra, komşu Trabzon ile yan yana koyup, “Tembellik adına, al birini vur ötekine” diye gel de söyleme bakayım!

ÇOKLUK İÇİNDE YOKLUK...

Trabzon’da yol çok, ama en gerekli olan yok. Çok olan; 81 il içinde 22 bin km ile Trabzon yol ağında Türkiye’de ilk sırada. Karayolları hariç. Gereken ama olmayan ise, Güney Çevre Yolu’dur. Bu gidişle de yakında pek olacağa benzemiyor. Sebebi mi? Dedik ya; “Çok gerekli” diye!

DOHA’DA VAR, TRABZON’DA YOK...

Katar’ın başkenti Doha’nın eski yerleşim bölgesinde 200 metre uzunluğunda ve tek katlı (asma kat bölümlü) olarak 20 metre genişliğindeki, el sanatlarına tahsis edilmiş mekanları görünce, “Neden Trabzon’da, meselâ sahilde bile, bu kadar gerekli ve akıllı işler yapılmıyor?” diye kendi kendime sormadım değil. Ne yazık ki, makul ve mantıklı bir cevap bulamadım!

ÇAMBURNU-YENİAY’A DENİZ ER EĞİTİM ÜSSÜ...

Bu gidişle rantabl olarak değerlendirilebilmesi, istihdam yaratabilmesi imkansız gibi görünüyor. Nerenin mi? Bir zamanlar 5-10 bin kişinin çalıştırılacağı vaat edilen (hepsi de fasa fiso çıkan) tersaneler cenneti (!) Çamburnu-Yeniay’ın. Onun için, bundan sonrası için hiç kendi kendimizi kandırmayalım, “o olacak, bu konacak” diye de aldatmayalım! Gelin burayı Deniz Er Eğitim Üssü yapalım. Bunun için de Milli Savunma Bakanı Nurettin Canikli’nin kapısını çalıp isteyelim. “İsteyenin yüzü bir kara, vermeyenin iki kara” diyerek!

VAH VAH!

Bırakın okumayı, aklını cep telefonu ile bilgisayara emanet ederek düşünmekten dem vuran bir topluluktan söz ediyoruz.

TARIM BAKANI’NDAN ZİRAATÇI DİYE GEÇİNENLERE...

Önce, Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanı Fakıbaba’nın hedefini bilelim: “Benim iki hedefim var: Tarlayı su ile, çiftçiyi bilgi ile buluşturmak.” Sonra da, “tarla” dediğinin fındık bahçesi, “çiftçi” dediğinin de fındık üreticisi olduğunu varsayalım. Daha sonra da, isimlerinin başına kondurulan “Ziraat, ziraatçı” titrine rağmen, bunlarla uzaktan yakından ilgilenmeyenleri, meşgul olmayanları hatırlayayım!

AMERİKA’NIN YAPTIKLARINI NEDEN ....?

Evet, “...neden durmadan yazmıyorsun?” diyebilirsiniz! Sebebi gayet basit, ben yıllar öncesinden bilinenleri birileri çıkar da bana, “Yeni mi öğrendin?” diye manalı manalı sorar diye yazmıyorum. Kaldı ki, 40-50 yıl öncesinden bilinenleri yazmak, “eski haberi değiştirip değiştirip gazeteye koymak” gibidir! O da bizim meslekte ayıp sayılır!